YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11855
KARAR NO : 2007/15364
KARAR TARİHİ : 18.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … … … geldi, davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı,davalının hissedarı olduğu 25 parsel sayılı taşınmazda davalının 5679/19137 hissesini, 140 metrekare olarak 12.10.1991 tarihli resmi olmayan yazılı sözleşme ile satın alarak 7000.000 TL yi nakten ve peşinen ödediğini,zilyetliği teslim aldığını,bu yerde yasal gereği yerine getirilmeden müstakil bir bölünmeye veya yapılaşmaya gidilemeyeceğine ilişkin kısıtlamayı bilerek satın aldığını,taşınmazın etrafını biriketle çevirttiğini,su basmanı seviyesine kadar inşaat yaptığını,satışlar serbest bırakılınca tapunun verileceğini,kendisine gösterilen yere inşaat yaptığını,ancak davalının kendisinin yurtdışında olmasından faydalanarak taşınmazı üstündeki yapı ile birlikte başkalarına sattığını bildirerek, taşınmazın arsa olarak dava tarihindeki rayiç değeri 19.600 YTL ile su basmanı seviyesine kadar yapılan inşaat bedeli olarak 13.877,10 YTL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı,satış sözleşmesinin resmi olarak yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğunu,davacının başka hissedarın yerine 2007/11855-15364
inşaat yaptığını,yapılan diğer satışlar sonucu el değiştiren inşaatın tamamlanarak bina haline getirildiğini,davacının ödenen bedelin iadesinden başka birşey talep edemeyeceğini, istenen bedellerin de fahiş olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava tarihi itibarıyla 13.254,20 YTL asgari levazım bedeli ile dava tarihi itibarıyla 19.600 YTL arsa rayiç bedelinin tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının davalıya ait tapulu ve hisseli taşınmazdan davalıya ait hisseyi 12.10.1991 tarihli resmi olmayan sözleşme ile 7000.000 TL yi nakten ve peşinen ödeyerek satın ve teslim aldığı halde taşınmazın şuyulandırılması tamamlandıktan sonra kendisine tapunun verilmemesi nedeniyle ödediği arsa bedeli karşılığı oluşan zararı olarak taşınmazın satın aldığı hissesine isabet eden kısmın rayiç değerinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmazın tapulu olduğu yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir (MK.706, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri). O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Taraflar ancak verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. O nedenle davacı ödediği 7.000.000 TL satım bedelinin davalıca payının dava dışı kişiye satıldığı tarihteki denkleştirici adelet ilkelerine göre ulaştığı değeri istemeye hakkı vardır.
Bu durumda mahkemece davacının 12.10.1991 tarihinde … olduğu 7000.000TL.nin, çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle (azalan alım gücünün) (enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle,davalı tarafından üçüncü kişiye satıldığı 30.3.2001 tarihi itibarıyla ulaşacağı alım gücü, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar altında ve gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak belirlenip, bu miktara istemle de bağlı kalınarak hükmedilmesi gerekirken, denkleştirici adalet ilkelerine uygun olmayan, yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Davacının 12.10.1991 tarihli tapu harici olarak düzenlenen sözleşme ile davalının taşınmazdaki hissesini 7000 000 TL bedel ödeyerek 140 metre kare olarak satın ve teslim aldığı ve üzerine su basmanı seviyesine kadar inşaat yaptığı halde, davacıya davalının tapuda devir yapmadığı gibi hissesini 30.1.2001 tarihinde dava dışı kişiye mevcut haliyle satıp tapuda devir ettiği tüm dosya kapsamı ile sabit ve taraflar arasında da çekişmesizdir. Bu durumda davacının su basmanı seviyesine kadar yaptığı inşaat nedeniyle davalı taşınmazdaki payını daha yüksek bedelle satmış ise bu fazlalıkta davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açtığından bunuda davacı istemekte haklıdır. Bu nedenle davacının su basmanı seviyesine kadar yaptığı inşaat olmasa idi, payın dava dışı kişiye satıldığı tarihteki rayiç değeri ile su basmanı seviyesindeki inşaatla birlikte satılması halinde rayiç değerleri belirlenmeli, su basmanlı haldeki değer daha fazla ise bulunan değerler birbirine oranlanmalı ve bu oran davalının dava dışı şahsa sattığı payının satış bedeline oranlanarak bulunacak yansıma miktarının davalının sebepsiz zenginleşmesi kabul edilerek, davacı lehine taleple de bağlı kalınarak hükmedilmelidir.
Eğer inşaatın yapılmış olması hali ile yapılmamış olması halinde belirlenen değerler arasında bir fark olmadığının anlaşılması durumunda, su basmanı seviyesine kadar yapılan inşaatın satış değerine etkisinin olmadığı, dolayısıyla davalının sebepsiz zenginleşmesinin bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmelidir. Mahkemece, bu yöntem izlenmeden davacı tarafından yapılan kısmi inşaatın dava tarihi esas alınarak asgari levazım bedeline hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 500,00 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 18.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.