Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/13908 E. 2008/3993 K. 21.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13908
KARAR NO : 2008/3993
KARAR TARİHİ : 21.03.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 0.90 YTL. kalan harcın temyiz edenden alınmasına, 21.3.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Davacı, kızı …’ın davalı …’in işyerinde tarım işçisi olarak çalıştığını, davalılardan …’a ait ve … tarafından kullanılan traktör ile işyerine giderken düşüp öldüğünü, davalıların işveren araç maliki ve sürücü olarak zarardan müteselsilen sorumlu olduğunu, 2007/13908-2008/3993
belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 500.000.000 TL maddi 20.0000.0000.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı …, davacıya 12.000.00 YTL ödeme yaptıklarını ve ibraname aldıklarını savunarak davanın reddini dilemiştir. Diğer davalılar yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, davacının 5.000.00 YTL alıp davalıları ibra ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanunu’nda açıkça düzenlenmeyen ibra doktrinde ve uygulamada kabul edilmektedir. Alacaklının, alacak hakkından vazgeçmesine ve bu suretle, borçlunun borçtan kurtarılmasına ilişkin bulunan akde ibra denir. İbra alacak ve borcu doğrudan doğruya kesin olarak ortadan kaldırmaktadır. Tam ibrada borcun tamamı, kısmi ibrada ise borcun ibra edilen kısmı sona ermektedir. Bunun sonucu olarak da borçlu borcundan kısmen yada tamamen kurtarılmaktadır. (YHGK. 17.12.2003 tarih 2003/9-773-796 sayılı kararı, YHGK 26.10.2005 tarih 2005/9-546-611 sayılı kararı) makbuz ise borçlanılmış paranın alındığını gösteren, alacaklı veya temsilcisi tarafından imzalanmış belgedir.
Bir belgenin ibra mı yoksa makbuz niteliğinde mi olduğu H.K. 2 maddesi gözetilerek değerlendirilmelidir. Alacak veya tazminat miktarı ile, ibra belgesi düzenlenmesine neden olan ödeme oranında açık oransızlık varsa belgeyi tarafların ortak amaçlarına göre yorumlayıp ibra sözcüğü kullanılsa dahi makbuz olarak değerlendirmek gerekir. … hukuku uygulamasında miktar bildiren ibranamelerin makbuz niteliği taşıdığı ve yapılacak hesaplamada daha fazla miktar çıktığı takdirde fazlaya ilişkin olayın hüküm altına alınması gerektiği kabul edilmektedir. (YHGK. 2004/9 380-401 Sayılı 30.6.2004 tarihli kararı) Öte yandan alacaklının tazminata karşılık tahsilat yapıp ibraname verse dahi, bakiye alacağın tahsili için dava açması çoğun içinde azı da vardır kuralı gereğince ibranamenin iptali istemini de içerdiği sonucunu doğurur.
Somut uyuşmazlıkta davacının kızının günlük işçi olarak … işine gitmekte iken traktörden düşerek vefat ettiği, davacının davalılar … ve …’den 5.000.00 YTL maddi 1.000.00 YTL manevi tazminat alarak 6.4.2004 tarihli “ibra sözleşmesi adlı belgeyi imzaladığı, yapılan yargılamada davacının 7.775.544.836 TL talebe haklı olduğu, 6.4.2004 tarihinde aldığı 5.000.00 YTL mahsup edildiğinde bakiye 2.775.54 YTL alacağın kaldığı anlaşılmaktadır.
Tarafların sosyal ve ekonomik durumları 2004 yılında asgari ücretin 257.940.00 YTL olduğu gözetildiğinde davacının talep edebileceği tazminatın asgari ücretin yaklaşık 30 misli olduğu, bunun 2/3 oranındaki kısmını tahsil ettiği kalan 1/3 oranındaki kısmın ödenmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki 6.4.2004 tarihli belgede ibra sözcüğü kullanılsa dahi, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gözetildiğinde bu belgenin manevi tazminat yönünden borcu söndürdüğü ancak maddi tazminat yönünden makbuz niteliğinde olduğunun kabulü ile işin esası incelenip bakiye maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın tümden reddine dair sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyoruz.