Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/1994 E. 2007/3486 K. 13.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1994
KARAR NO : 2007/3486
KARAR TARİHİ : 13.03.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 10.12.2002 tarihinde …’da düzenlenecek olan sıtma değerlendirme toplantısının organizasyonunun davalı tarafından yapılması konusunda sözleşme imzaladıklarını, sözleşme gereğince katılımcıların çift kişilik odalarda 67 kişi ve üç gün kalmalarının sağlanacağı kararlaştırılmasına rağmen davalının bazı katılımcılara … kişilik oda tahsis ederek maliyeti yükselttiği,14.182.000.000 TL bedelli fatura tanzim ederek icra takibi başlattığını, haksız yapılan bu takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tesbiti ile takibin tedbiren durdurulmasını istemiştir.
Davalı, sözleşmeye uyun olarak edimlerini ifa ettiklerini, bir kısım katılımcıların … kişilik odalarda kalmasına davacının muvafakat ettiğini, ihale aşamasında … kişilik oda fiyatlarının da davacıya teklif ile bildirildiğini, hizmet alındıktan sonra yapılan bu itirazın haksız olduğunu savunarak davanın reddine %40 tazminata hükmedilmesini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne icra takibinden dolayı davacının toplam 2.229.079.008 TL borçlu olmadığının tesbitine, davalının kötüniyet tazminatı ve fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının temyizine gelince; İcra İflas Kanunu’nun
2007/1994-3486
72/4 maddesi uyarınca, icra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısı ile alacağını geç almış bulunmaktan … zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde %40’dan aşağı tayin edilemez. Bu durumda kötüniyet şartı aranmaz. Somut olayda davalının yaptığı icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına, davacının aldığı ihtiyati tedbir kararı ile karar verilip, tedbir kararının da icra edildiği anlaşıldığından davalı yararına tazminata hükmedilmesi gerekir. Mahkemece bu hususun gözardı edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne varki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7. maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bent gereğince davacının temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 2. bendinin hükümden çıkarılarak yerine “davacının borçlu olduğu kabul edilen asıl alacak miktarının %40’ı oranında 2990.00 YTL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 13.3.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.