Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/2100 E. 2007/7884 K. 04.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2100
KARAR NO : 2007/7884
KARAR TARİHİ : 04.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … … gelmiş davacı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı kurumda sözleşmeli olarak görev yaptığını, davalının 12.5.2003 tarihli yazıyla sözleşmeyi feshettiğini, 1136 sayılı yasanın 164/son, 172 ve 174. maddeleri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi uyarınca vekalet ücretine hak kazandığını ileri sürerek 18.185.00 YTL vekalet ücreti alacağının faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı kurum, dava dilekçesinde bildirilen icra dosyalarının halen derdest olduğunu ve henüz bir tahsilat yapılmadığını, sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davacı avukatın özensiz davrandığını, savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davacının sözleşme gereği davalıya ait dosyalarda vekil olarak görev yaptığı davalının sözleşmenin 10/c maddesi uyarınca sözleşmeyi fesh etmesi nedeniyle davacının ücrete hak kazandığı gerekçesiyle bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin 2007/2100-7884
takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dosyada bulunan ve taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 3. maddesi uyarınca sözleşmenin bir yıl süreli olduğu, tarafların sözleşme bitim tarihinden bir ay önce yazılı olarak ihbarda bulunulmadığı takdirde aynı koşullarla bir yıl uzayacağı taraflarca yazılı ihbar tarihinden bir ay sonra geçerli olmak üzere her zaman feshedilebileceği sözleşmenin ister avukat isterse kurum tarafından feshedilmesi veya kendiliğinden feshi halinde avukatın müstehak olacağı ücretin 4. maddeye göre belirleneceği, sözleşmenin 4. maddesi gereğincede davacı avukata tarife uyarınca aylık net ücretin ödeneceği belirlenmiş olup, yine sözleşmenin 3/son maddesi uyarınca vekalet ücretinin asıl alacağın tüm ferileriyle birlikte tamamen tahsilini müteakip avukata ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Yine dosyada bulunan 12.5.2003 tarihli davalı yazısıyla sözleşmenin feshedildiği davacıya bildirilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşme hizmet-hukuk müşavirliği niteliğinde bir sözleşme olup geçerlidir. Sözleşme ile belirlenen ücretin, Avukatlık Kanununun 164. maddesinin 4. fıkrasının 1. cümlesinde belirtilen anlamda ve asgari ücret tarifesi altında ücret olduğu kabul edilemez. Taraflar arasındaki ihtilafın, tarafların serbest iradeleri ile yaptıkları ve geçerli olan bu sözleşmenin hükümlerine göre çözümü gerekir. Sözleşmenin 3. maddesi ile sözleşme süresinin bitiminden bir ay önce veya her zaman bir ay sonra hüküm ifade etmek üzere, tarafların yazılı ihbarla sözleşmeye son verebilecekleri kararlaştırıldığına göre, davalının sözleşme bitim tarihinden önce, 12.5.2003 tarihinde gönderdiği ihtarla sözleşmeyi yenilemiyeceğini bildirmesi, haksız fesih sayılamıyacağı gibi, Avukatlık Kanununun 174. maddesi anlamında haksız azilin sonuçlarını doğuran bir fesih değildir. Olayda bu nedenle Avukatlık Kanununun 174. maddesi hükmünün uygulanması düşünülemez. Ancak feshin haksız olmaması davacının fesih tarihi itibariyle hiçbir ücret isteyemiyeceği anlamına da gelmez. Öyle olunca davacı, sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle, sözleşmenin 3. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, yine sözleşmenin 4. maddesi gereğince ücret istemeye hakkı vardır. Sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle, davacının tahsilatla sonuçlandırdığı veya henüz tahsilatla sonuçlanmayan, ancak tahsilatı mümkün hale gelen veya tahsilatı mümkün hale geldiği ve tahsilat yapılabileceği kabul edilebilecek dosyaları ile, tahsilat yapılması mümkün olmayacağı anlaşılan dosyalardan dolayı davacının sözleşmenin 4. maddesine göre 2007/2100-7884
ücret isteyebileceğinin kabulü gerekir. Sözleşmenin sona erdirildiği tarih itibariyle sonuçlanmayan ve devam edip ne olacağı belli olmayan dosyalardan dolayı da davacının sarfettiği emek ve mesaisi nazara alınarak, sözleşmenin 4. maddesine göre isteyebileceği ücret baz alınarak ve bu miktarın altında olmak üzere hak ve nesafet kuralları da nazara alınarak, uygun bir miktarı ücret olarak isteyebileceğinin kabulü gerekir.
Mahkemece yukarıdaki açıklamalar ışığında davacının talep edebileceği alacağı bilirkişilerden ek rapor alınarak belirlenip, bu miktara hükmedilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle eksik bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 500.00 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 4.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.