YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3148
KARAR NO : 2007/7446
KARAR TARİHİ : 28.05.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 24.1.2003 tarihli sözleşme ile davalının vekilliğini üstlendiğini, … 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/98 E. sayılı dosyası ile davalının eşi … aleyhine boşanma davası açtığını, ancak davayı takip ettiği sırada 2.6.2003 tarihinde davalı tarafından haksız olarak azledildiğini ileri sürerek, sözleşme gereğince kararlaştırılan 75.000.000.000 TL vekalet ücreti alacağının azil tarihinden itibaren faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava dışı eşiyle anlaşmalı şekilde boşanmaya karar verdikleri halde davalı avukat tarafından rızası dışında anlaşmaya dayalı olarak değil, şiddetli geçimsizliğe ilişkin boşanma davası açıldığını, ekonomik konularda protokol düzenlenerek mahkemeye sunulmadığını, davanın sürüncemede bırakıldığını, davacının, dava dışı eşi …’ın avukatı olan … …’ın oğlunun nişanlısı olması nedeniyle sıhri hısımların karşılıklı davalarda avukatlık yapmalarının Avukatlık Kanunu ve meslek kurallarına aykırı olduğunu, sözleşmenin, eşiyle birlikte gitmiş oldukları avukat … …’ın bürosunda “dava açma talimatı” adı altında üstü boş şekilde imzalatılıp sonradan doldurulan sahte bir belge niteliğinde olduğunu, davalının haklı olarak azledildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tanık beyanları, Bakanlık soruşturma dosyası, telefon görüşmeleri ile ilgili kayıtlar ve diğer tüm belgeler gereğince davacının, Avukatlık Yasası hükümlerine aykırı olarak ve müvekkilinin güvenini sarsacak şekilde davrandığı, kayınpederi … … ile birlikte karşılıklı olarak boşanma davasına baktığı, vekalet görevini ifa ederken gerekli özeni göstermediği, tüm bu davranışları nedeniyle de haklı olarak azledildiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 24.1.2003 tarihli “Avukatlık Ücret Sözleşmesi” imzalandığı, davacı avukatın, davalı ile eşi arasındaki boşanma, çocuğun velayet ve nafakası ile maddi konulardaki uyuşmazlıklarda davalı …’ı temsil etmeyi ve hukuki yardımlarda bulunmayı, davalının ise 50.000.000.000 TL’lik kısmı 4.4.2003 tarihinde, bakiye 25.000.000.000 TL’lik kısmı ise 30.10.2003 tarihinde ödenmek üzere toplam 75.000.000.000 TL vekalet ücreti ödemeyi yüklendikleri, davacının, davalının vekili sıfatıyla eşi …’a karşı … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/98 E.sayılı dosyası ile şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açtığı, avukat … …’ın da bu davayı …’ın vekili olarak takip ettiği, davacının, müvekkili … tarafından 3.4.2003 tarihinde yazılı olarak verilen “Maddi konularla ilgili ihtilafların çözülmesine kadar boşanma davamın bekletilmesini rica ederim” talimatı gereğince 3.4.2004 tarihli celsede maddi konularla ilgili ihtilafların çözümüne kadar davayı atiye terk ettiklerini bildirdiği, davalının asil olarak 12.6.2003 tarihinde davayı yenileyerek, talebi dışında avukatı tarafından şiddetli geçimsizlik nedeniyle açılan boşanma davasını 1.8.2003 tarihli dilekçe ile anlaşmalı boşanma olarak ıslah ettiği, 2.6.2003 tarihinde de davacı avukatı “gördüğüm lüzum üzerine” açıklaması ile azlettiği, velayet, nafaka ve tazminat konularında anlaşma sağlandığına ilişkin 19.8.2003 tarihli protokol gereğince 21.8.2003 tarihinde mahkemece tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verildiği, bu arada davalının eşi … tarafından davalı aleyhine 20.3.2003 tarihinde açılmış olan 700.000.000.000 TL’lik alacak davasının da, …’ın 3.6.2003 tarihinde davadan feragat etmesi üzerine reddedildiği anlaşılmaktadır. Davacı bu davada, haksız azil nedeniyle ödenmeyen vekalet ücretinin tahsilini talep etmiş, davalı ise, sözleşmenin boş olarak imzalatılıp sonradan doldurulduğunu, eşiyle her konuda anlaşma sağlamalarına ve davacıya da anlaşmalı boşanma davası açılması konusunda talimat vermesine rağmen, rızası dışında şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açıldığını savunarak azlin haklı olduğunu, bu nedenle davacının vekalet ücreti talep edemeyeceğini bildirmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, azlin haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalının azil nedenleri olarak açıkladığı, “sözleşmenin boş olarak imzalatılıp sonradan doldurulduğu” ve “rızası dışında şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açıldığı” hususları, davalı tarafından ispat edilemediği gibi, olayların az yukarda açıklanan oluş şekli, davalının vermiş olduğu yazılı talimat ve dava dışı … tarafından davalıya karşı açılan 700.000.000.000 TL değerindeki alacak davası dikkate alındığında, davalı ve eşi arasında maddi konularda anlaşmazlık olduğu açıkca anlaşılmakta olup, davalı ve eşinin en … beri her konuda anlaştıkları ve bu nedenle de davalının davacıya anlaşmalı boşanma davası açılması için talimat verdiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Mahkemece davacının Avukatlık Yasası hükümlerine aykırı olarak ve müvekkilinin güvenini sarsacak şekilde davrandığı, kayınpederi … … ile birlikte karşılıklı olarak boşanma davasına baktığı, vekalet görevini ifa ederken gerekli özeni göstermediği belirtilerek azlin haklı olduğu kabul edilmişse de, davacı avukatın, müvekkilinin menfaatine aykırı şekilde kusurlu ve ihmalkar davrandığına ilişkin, davalının soyut iddialarından başka somut bir delil mevcut olmadığı gibi aksine, müvekkilinin verdiği talimatlara göre hareket ettiği anlaşılmaktadır. Dinlenen davalı tanıkları da görgüye dayalı değil, duyum ve yoruma dayalı beyanlarda bulunmuşlardır. Nitekim davalının 6.8.2003 tarihli şikayet dilekçesi üzerine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce yapılan inceleme sonunda 14.12.2004 tarihli kararla, “…soyut iddialar dışında soruşturma izni verilmesini haklı kılacak nitelikte delil bulunmadığı, ihtilafın vekalet ücretinden kaynaklandığı ve hukuki nitelik arzettiği” açıklaması ile avukatlar … ve … … hakkında 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 58. maddesi uyarınca soruşturma izni verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, davacı avukatın, o tarihlerde dava dışı …’ın avukatı olan … …’ın oğlunun nişanlısı olması hususu da, davalı müvekkil tarafından vekalet tarihinden itibaren açıkca bilinen bir durum olması, her iki avukatın ayrı ayrı bürolarda ve ayrı ayrı vergi numaraları ile mesleklerini icra etmeleri ve Avukatlık Kanunu ve meslek kurallarında da buna engel bir hükmün mevcut olmaması nedenleriyle, azlin haklı olduğunu gösteren bir sebeb olarak kabul edilemez. Keza taraflarca görüşme yapılan telefon numaralarının bildirildiği “telefon görüşme kayıtları” da davada dayanılabilecek yasal delillerden değildir. O halde açıklanan tüm bu nedenlerle davacı avukatın haksız olarak azledildiğinin kabulü gerekir. Avukatlık Kanununun 174. maddesinin 2. fıkrası gereğince haksız olarak azledilen avukat ücretin tamamına hak kazanır. Mahkemece azlin haksız olduğunun kabulü ile buna göre hüküm kurulması gerekirken, somut delillere dayanmayan gerekçelerle azlin haklı olduğundan bahisle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.