YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/363
KARAR NO : 2007/4718
KARAR TARİHİ : 05.04.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 17.3.1994 tarihinde noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalıya ait 1458 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa edilen 1. bölüm 1 nolu dubleks villayı 300.000.000 TL bedelle davalıdan satın almak üzere anlaştıklarını, satış bedelini ödediğini, villanın fiilen tamamlanmış ve bir başkasına satılmış olmasına rağmen tapusu devredilmediği gibi belediyeden onaylı bir projesinin bulunmadığını, … yapı konumunda olduğunu öğrendiğini, ileri sürerek villanın dava tarihi itibariyle hukuka uygun olarak tamamlanmış haldeki rayiç bedelinden şimdilik 20.000,00 YTL’nin faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sahibi bulunduğu arsalar üzerine villa inşaatı yapılmak üzere dava dışı yüklenici ile anlaştıklarını, dava konusu villanın yüklenici tarafından davacıya satılıp parası alındığı halde, 17.3.1994 tarihli sözleşmenin kendisine cebir ve tehditle imzalatıldığını, sözleşmenin geçersiz olduğunu, daha sonra yüklenicilerin kendisine bu villanın satış parasını tahsil ettiklerine dair taahhütname verdiklerini, bu satış nedeni ile para almadığını, müteahhidin inşaatları tamamlamadan bırakıp gittiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının satış bedelini ödediğini ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında düzenlenen Yalova 1. Noterliğinin 17.3.1994 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi geçerli bir sözleşmedir. Sözleşmede,
davalı satıcının adına kayıtlı bulunan 1458 parsel üzerine inşa edilmekte bulunan 1.bölüm 1 nolu dubleks dairenin 300.000.000 TL bedelle davacıya satışının vaat edildiği, davalı satıcının “satış bedeli olan 300.000.000 TL’nin tamamını nakten ve peşinen ödedim. Başkaca herhangi bir alacağım yoktur.” Davacı alıcının ise “satış bedeli olan 300.000.000 TL nin satıcı beyanında olduğu gibi kendisine ödeyeceğimi” şeklinde beyanda bulundukları görülmektedir. Beyanlar bütün olarak değerlendirildiğinde yazım hataları olduğu görülmekle beraber bu satış bedelinin davalıya ödendiği anlaşılmaktadır. Davalı arsa sahibi ile dava dışı yüklenici arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesinde satıma konu villanın müteahhit payına düşecek olması davalının bu satış vaadi sözleşmesi ile bağlı olmadığı sonucunu doğurmaz. Dava dışı müteahhitler tarafından düzenlenen ve söz konusu villanın satış bedelinin kendileri tarafından tahsil edildiğine dair beyanlar içeren taahhütnameler, ancak davalı ile dava dışı yüklenici arasında hüküm doğurur. Bu taahhütler davacıyı bağlamaz. Satış vaadi sözleşmesinin içeriğinden satış bedelinin davalı tarafından tahsil edildiği anlaşıldığına göre davacının talebi konusunda gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile satış bedelinin ödendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 5.4.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.