Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/3978 E. 2007/7772 K. 31.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3978
KARAR NO : 2007/7772
KARAR TARİHİ : 31.05.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1.3.1999 tarihli 10 yıl süreli kira sözleşmesi ile davalılar murisi … ’dan kiraladığı taşınmazın haksız olarak sözleşmesinin fesh edilip, kardeşi … aleyhine yapılan icra takibi sonucu taşınmazdan tahliye edildiğini, sözleşmenin 7. maddesi gereğince “kiraya verenin süresinden önce kiracıyı çıkartmak isterse harcanan bedel ile 5000 USD ödemeyi “ kabul ettiğini ileri sürerek fazlasını saklı tutarak 5000 USD karşılığı 6.750,00 YTL nin icra takip tarihinden faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalılar, kiracının dava dışı … olduğunu bildiklerini ve mecuru …’ın kullandığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece kira sözleşmesinin 7. maddesi gereğince davanın kabulüne, 6.750,00 YTL nin tahliye tarihinden faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı 1.3.1999 tarihli 10 yıl süreli kira sözleşmesinin 7. maddesine göre süresinden önce mecurdan tahliye edildiğini bildirerek eldeki davayı açmıştır.Dosya içeriğinden murisin, dava dışı olan davacının kardeşi … ile 1.1.1996 tarihli 10 yıl süreli kira sözleşmesinin olduğu ve bu sözleşmenin 6. maddesinde de erken tahliye ettirilmesi halinde 5000 USD nin ödeneceği şartının bulunduğu görülmektedir.Davalıların, kiracı olduğunu bildiren …’ın verdiği 7.7.2003 tarihli tahliye taahhüdü nedeniyle taşınmazı 11.10.2003 tarihinde icra yolu ile tahliye
ettirdikleri de sabittir.Davacı 2003 yılında tahliye edilen bu taşınmazla ilgili olarak 2005 yılında eldeki davayı açmıştır.Davacı sonraki tarihli kira sözleşmesine dayanmaktadır.Ancak icra ve tahliye aşamasında davacının hiçbir şekilde karşı çıkmadığı görülmektedir.Bir işyerinin kiracısı olduğunu iddia eden davacının tahliye edildikten iki yıl sonra talepte bulunması hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, tahliye taahhüdü veren şahsın davacının kardeşi olduğu gözetildiğinde davacının bu durumu bilmemesi de MK 2. maddesindeki dürüstlük ilkesine aykırıdır. Hal böyle olunca mahkemece davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 31.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.