Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/6967 E. 2007/10818 K. 18.09.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6967
KARAR NO : 2007/10818
KARAR TARİHİ : 18.09.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmer reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … gelmiş, davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile aralarındaki sözleşme gereğince … sigortalılarına ilaç verdiği, 6.9.2000 tarihinde düzenlediği fatura bedelinin ödenmediğini, bu nedenle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı ve davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile Borçlu tarafından alacağın … miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Mahkemece, dava açılırken yatırılan başvuru ve peşin harç, yargılama giderlerine dahil edilerek hükümle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. 1479 sayılı yasanın 20/d maddesi gereğince Bağ-Kur harçtan muaf olduğuna göre, davalı idarenin harç ile sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7. maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan birinci bent gereğince tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle birinci bendin son cümlesi olan (…,fazlaya ilişkin talebin reddine) cümlesinin hükümden çıkartılarak yerine ( kabul edilen 6.207.173.032 TL asıl alacağın %40 olan 2.482,87 YTL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine) söz ve rakamlarının yazılmasına, üçüncü bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın hüküm başlıklı bölümünün 2.fıkrasının hükümden çıkartılarak yerine( davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde peşin harcın davacıya iadesine) sözlerinin yazılmasına, kararın bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, 500 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 18.9.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.