Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/7206 E. 2007/10560 K. 17.09.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7206
KARAR NO : 2007/10560
KARAR TARİHİ : 17.09.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı … avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … … gelmiş, davacı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar, murisleri … ’ın 13.3.1995 tarihinde vefat ettiğini, ölmeden önce mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla tüm taşınmazlarını 19.12.1994 tarihinde davalı gelinine ölünceye kadar bakma akdi ile devir ettiğini ileri sürerek, muvazaalı olarak yapılan ölünceye kadar bakma akdinin iptaline karar verilmesini istemiş, birleşen dava ile de tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, yatalak olan murise 2 yıl 7 … boyunca baktığını, ve karşılığında ölünceye kadar bakma sözleşmesinin yapıldığını, sözleşmenin geçerli olduğunu ileri sürerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ölünceye kadar bakma akdinin iptaline, birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Muris … ile davalı … arasında 19.12.1994 tarihinde Noterde yapılan ölünceye kadar bakma
sözleşmesi ile adına kayıtlı taşınmazlarını ölünceye kadar bakıp gözetmek kayıt ve şartı ile, davalı …’a devir edildiği kararlaştırılmış ve aynı tarihli nöroloji uzmanı raporunda da murisin yapılan muayenesinde şuurunun açık ve akli melekelerinin normal olduğu bildirilmiştir. Dinlenen davacı tanıkları, murisin davalı gelini ve oğlu ile birlikte yaşadığını, ölümünden 3-4 yıl öncesinden bakıma ihtiyacının olduğunu, altına dahi yaptığını duyduklarını, son 2 yıldır insanları tanımakta zorlandığını bildirmişler, davalı tanıkları da murisin ölünceye kadar şuurunun yerinde olduğunu ancak yatalak durumda bakıma muhtaç olduğunu, küçük oğlu ve eşi davalının murisin evinde kalıp ona baktıklarını , bakımı ile davalı gelininin ilgilendiğini ifade etmişlerdir. Mahkemece, murisin okur yazar olmasına rağmen sözleşmede parmak izini kullandığı, sözleşme yapması mümkün olmayan ve yapacağı hukuki işlemlerin sonuçlarını kavrayacak durumda olmadığı anlaşılan murisin ölümünden 3 … önce böyle bir sözleşme yapmasının muvazaalı olduğu kabul edilerek, sözleşmenin iptaline karar verilmiştir. Dinlenen tanık anlatımlarından murisin yaşlı olup son zamanlarında da yatalak olduğu gözetildiğinde, sözleşmeye imza yerine parmak izi basması olağan kabul edilmelidir. Kaldı ki, sözleşme resmi biçimde noterde düzenlenmiş olup, sözleşmenin düzenlendiği tarihte murisin akli melekelerinin yerinde olduğu da uzman doktor raporu ile sabittir. Davacı tanıkları dahi muris ile davalının birlikte yaşadığını, murisin bakıma muhtaç olduğunu ifade etmişler ve davalı tarafça bakım ve gözetimin yerine getirilmediği, ihmal gösterildiği de isbatlanmış değildir. Aksine tüm dosya kapsamından ve tanık beyanlarından davalı tarafından sözleşme gereği olarak bakım ve gözetim işinin yerine getirildiği, sözleşmenin ifa edildiği, hizmetin gerçekleştirildiği anlaşıldığından davanın reddi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına bozulmasına, 500,00 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan davalıya ödenmesine, 17.9.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.