YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9384
KARAR NO : 2007/14907
KARAR TARİHİ : 10.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki borca itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, alacağına karşılık davalılar tarafından verilen ancak bedeli ödenmeyen çekler nedeniyle başlatmış olduğu icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacıya olan borçlarını ödediklerini, bu nedenle başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, çeklerin 10 günlük süre içinde ibraz edilmemesi nedeniyle kambiyo senedi niteliğini kaybettiği, yazılı delil başlangıcı teşkil ettiği, temel ilişkinin ispatı için dinlenen tanık beyanlarıyla temel ilişkinin ispat edilemediği, kaldı ki ibraz edilen belgelerle borcun da ödendiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından davalılardan… tarafından keşide edilen, diğer davalı tarafından da ciro edilen biri 26.11.2002 keşide tarihli 2.000.000.000 TL bedelli, diğeri de ve 10.12.2002 keşide tarihli 2.500.000.000 TL bedelli iki adet çek nedeniyle Mudurnu İcra Müdürlüğünde davalılar aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine davalılar tarafından ayrı ayrı verilen takibe itiraz dilekçelerinde, “çeklerle ilgili olarak alacaklı ile borcun tasfiyesi konusunda anlaşma yapıldığı, takip konusu çeklerin karşılığında alacaklıya bir adet römork, bir adet 560.000.000 TL bedelli çek, bir adet de 1.200.000.000 TL bedelli senet, ayrıca iki adet miktar ve haneleri boş
senetler verildiği, bunlardan boş senetler dışındaki senetlerin ödenerek teslim alındığı, tüm borcun fazlasıyla ödenmesine rağmen takip konusu çeklerin iade edilmediği” belirtilmiş, yine takipten önce dava dışı … tarafından borcun ödenmesi talebi ile davalılara gönderilen ihtar üzerine davalılar tarafından muhatabına gönderilen 8.10.2003 tarihli cevabi ihtarda da, “ … ile olan alışverişimizden dolayı iki adet toplam miktarı 4.500.000.000 TL olan çekleri …’a vermiş bulunmaktayız. Bu iki çekten doğan borcumuzu …’a …… bulunmaktayız.” ifadelerine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere davalılar gerek ihtara verdikleri cevapta gerek takibe karşı itiraz dilekçelerinde ve gerekse davaya karşı savunmalarında takip konusu çekler nedeniyle borçlu olduklarını kabul etmişler, ancak borcu ödediklerini bildirmişlerdir. Bu durumda takip konusu borcun varlığı davalılar tarafından ikrar edildiğine göre davada ispat yükü de ödeme def’inde bulunan davalılara geçmiştir. Davalılar borcu ödediklerini yasal delillerle ispat etmekle yükümlüdürler. Davalılar tarafından borcun bir kısmının ödeme belgesi olarak ibraz edilen davalı … tarafından keşide edilen 560.000.000 TL’lik çek ve 1.200.000.000 TL’lik bononun yalnız başına ödeme belgesi olarak kabul edilmesi de mümkün değildir.
O halde mahkemece davada ispat yükü kendilerine düşen davalılardan ödemeye ilişkin tüm delilleri sorulup değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, takip konusu borcun varlığı ikrar edildiği halde, ispat yükü ters çevrilmek suretiyle temel ilişkinin ispat edilemediğinden bahisle eksik inceleme ile ve yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.