Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/2842 E. 2008/8748 K. 23.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2842
KARAR NO : 2008/8748
KARAR TARİHİ : 23.06.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, sahibi olduğu taşınmazları satması için davalıyı vekil tayin ettiğini, davalının taşınmazlardaki hisselerini daha yüksek bedelle satmasına rağmen tapuda bedeli düşük gösterdiği gibi tapuda gösterilen bedeli dahi kendisine ödemediğini ileri sürerek tapudaki bedel olan 1.209.12 YTL ile gerçek satış bedeli arasındaki fark bedeli olarak toplam 20.000 YTL’nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, ortak murislerinden intikal eden taşınmazlardaki davacı hisselerini tapuda gösterilen bedelle sattığını, bedelden davacı hissesine düşen masrafları keserek bakiyesini davacıya verdiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taşınmazların tarla vasfında olması nedeniyle bilirkişi tarafından kapitalisazyon yöntemince belirlenen bedel ile tapuda gösterilen bedel arasında fahiş fark bulunmadığı ve davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından vekil tayin edilen davalının 130 ada 6 parsel numaralı taşınmazdaki davacı hissesini 22.3.2005 tarihinde, 105 ada 6 parsel numaralı taşınmazdaki hisseyi 22.3.2005 tarihinde ve 141 ada 4 parsel numaralı taşınmazdaki hisseyide 16.3.2004 tarihinde vekaleten dava dışı şahıslara sattığı ve bedelini vekaleten aldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı tapudaki değerlerin düşük gösterildiğini, aslında daha yüksek bedelle satıldığını ve bedelinde kendisine ödenmediğini iddia etmekte olup, davalı ise tapudaki bedellerin gerçeği yansıttığını, aldığı bedelden
2008/2842-8748
davacı hissesine düşen masrafları keserek arta kalan kısmım davacıya iletilmek üzere dava dışı … ve …’a verdiğini savunmaktadır. Taraflar arasındaki ilişki vekalet ilişkisi olup davalı taşımazların satış tarihindeki rayiç değerini davacıya ödemekle zorunludur. Hemen belirtmek gerekir ki satılan taşınmazların arsa veya tarla vasfında olması önemli olmayıp davalı bu taşınmazların 3.kişilere satıldığı tarihlerdeki rayiç bedelinden sorumludur. Öte yandan davacının satış bedelinin kendisi adına, dava dışı … ve …’a ödemesine dair davalıya talimat verildiği ispatlanamamıştır. Bu itibarla mahkemece mahallinde keşif yapılmak suretiyle dava konusu taşınmazların 3.kişilere satıldığı tarihteki rayiç değerleri ve dolayısıyla davacının hissesine isabet eden miktarın belirlenmesi, akabinde tarafların akrabalık durumları nedeniyle olayda tanık da dinlenebileceği dikkate alınarak tarafların iddia ve savunmalarını ispat için gösterecekleri tüm delilerin sorulup toplanması ve hasıl olacak sonucu uygun bir karar verilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönleri göz ardı ederek yazıl şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün temyiz edene davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.6.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.