Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/3460 E. 2008/8799 K. 24.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3460
KARAR NO : 2008/8799
KARAR TARİHİ : 24.06.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalıdan aldığı kredi kartı nedeniyle oluşan borcunu ödeyemediğini, davalının hem gönderdiği yazısında hemde 11.4.2003 tarihli ihtarnamesinde borç miktarının 2.195.515910 Tl olduğunu bildirdiğini, 15.8.2003 gününde başlattığı icra takiyle de toplam 8.650.364.619 TL nın tahsilini istediğini,icra dosyasındaki gerçek borcun 3.733.92 YTL olduğunu ve bununda 3.467.40 YTL sını ödediğini,5464 sayılı Yasadan yararlanmak için davalıya 19.4.2006 günü ihtarnameyle başvuruda bulunduğunu,davalının cevap vermediğini öne sürerek, 5464 sayılı yasa gereğince borcunun tespitine,takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının 20.3.2006 gününde banka şubesine şahsen başvuruda bulunduğunu,borç miktarı hesaplanarak kendisine bildirilmesine rağmen, sözleşme imzalamaya yanaşmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının 20.3.2006 günündeki şahsi başvurusu sırasında hazırlanan ödeme planını imzalamadığı ve belirlenen ilk taksidi de ödemediği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıdan aldığı kredi kartı nedeniyle oluşan borcunu ödeyemediğini, 5464 sayılı yasadan yararlanmak için 19.4..2006 tarihinde davalı Bankaya ihtarnameyle başvuruda bulunduğunu, davalının talebini cevapsız bıraktığını belirterek, 5464 Sayılı Yasa gereğince gerçek borcunun 2008/3460-8799
tespiti için bu davayı açmıştır. Davalı ise cevap dilekçesinde, davacının ihtarname göndermeden önce şifahen başvurduğunu, hazırlanan sözleşmeyi imzalamadığını savunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının hazırlanan ödeme planını imzalamaması nedeniyle anılan yasadan yararlanmasının mümkün bulunmadığı belirtilmiş; Mahkemece de, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. 5464 sayılı yasa 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, Yasanın geçici 4.maddesi gereğince, kredi kartı borçlusunun bu yasadan yararlanabilmesi için bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle kendisine dönem sonu borcunun ödenmesi için ihtar çekilmiş veya hakkında icra takibi başlatılmış, yada 31.1.2006 tarihine kadar temerrüde düşmüş olması gerekmektedir. Somut olayda anılan yasanın yürürlüğe girmesinden önce davacının temerrüde düştüğünde ihtilaf yoktur. İhtilaf, davacının yasal süresinde davalıya başvurup başvurmadığında ve ödeme planının imzalayıp, imzalamadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı, 5464 sayılı yasa kapsamında yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 60 günlük süre içerisinde 19.4.2006 tarihinde gönderdiği ihtarnamesiyle davalıyı temerrüde düşürdüğünü iddia etmiş olup,davalı ise bu tarihten önce davacının banka şubesine şifahi olarak başvurduğunu ve fakat hazırlanan ödeme planını imzalamadığını, imzadan imtina ettiğini savunmuş;bu yöndeki savunmasını yasal delillerle ispat edememiştir. Bu durumda davacının süresi içerisinde davalı bankaya başvuruda bulunduğunun kabulü zorunludur.Bu yön davalının da kabulündedir. Hal böyle olunca davacının davalıya başvuru tarihi itibarıyle 5464 sayılı yasa kapsamında borç miktarının tespiti açısından konusunda uzman bilirkişiden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu yönlerin göz ardı edilerek yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.6.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.