Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/4462 E. 2008/10842 K. 22.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4462
KARAR NO : 2008/10842
KARAR TARİHİ : 22.09.2008

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki hakem kurulu kararına itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı şirket, 3.8.2004 tarihinde şirketten bir adet projeksiyon cihazı satın … davalı tüketicinin, cihazı kullanım sırasında görüntü alamadığından bahisle Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurduğunu, Hakem Heyetince cihaz için ödenen bedelin tüketiciye iadesine karar verildiğini, oysa ki cihazda imalat hatası bulunmadığını ileri sürerek, Hakem Heyeti Kararına itirazının kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuş, birleştirilen … 5.Tüketici mahkemesinin 2005/431 E.sayılı davası ile de, davalı-karşı davacıdan satın aldığı projeksiyon cihazının ayıplı olması nedeniyle satış bedeli olan 1.432,00 YTL’nin 3.8.2004 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, projeksiyon cihazının satıcıya iadesi ile satış bedeli olan 1.432,00 YTL’nin, cihazın satıcıya iade tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki reeskont faiziyle birlikte davalı-karşı davacı şirketten alınarak davacı … …’a ödenmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı-karşı davalı şirketin tüm, davalı-karşı davacı … …’ın
2008/4462-10842
aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalı şirketten 3.8.2004 tarihinde satın almış olduğu projeksiyon cihazının, 16.7.2005 tarihinde arızalandığı, Türkiye’de onarımı mümkün olmadığından bu tarihten itibaren tüketici tarafından kullanılamadığı, cihazın iadesi ile ödenen bedelin tahsili için de önce Tüketici Sorunları Hakem Heyetinden karar alındığı, daha sonra da eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Görüntü alınamaması nedeniyle dava konusu cihazın 16.7.2005 tarihinden itibaren tüketici tarafından kullanılamadığı da sabittir. 4077 sayılı yasanın 4822 Sayılı Yasa ile yapılan değişikliklerden önceki 4/2.maddesinde; “Tüketici ayıplı malı geri vererek ödediği bedelin iadesini isteyebilir; ayrıca ayıp nedeniyle uğradığı her türlü zararın tazmin edilmesini de isteyebilir.” aynı Yasanın 4/5.maddesinde de “ayıplı hizmetin yeniden görülmesi imkansızlaşmışsa veya amaca aykırı sonuçlar doğuracak nitelikte ise, bedel iadesine de tüketicinin ayıplı hizmetten sağladığı fayda kadar indirim yapılır.” ifadeleri yer almaktayken, 4822 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonra bu ifadeler değiştirilmiş ve tüketicinin ayıplı malı iade yükümlülüğü kaldırılmıştır. Bu durumda tüketicinin ayıplı malı iadeye hazır olduğunu ve ödediği bedeli geri istediğini bildirmesi, temerrüt için yeterli kabul edilmelidir. (Prf.Dr. İ.Yılmaz Aslan Tüketici Hukuku 3.Baskı sh.186) Dolayısıyla ayıplı ürünün tüketici yedinde bulunması ve satıcıya teslim edilmemiş olması, temerrüt tarihinden itibaren alacağa faiz istenmesine engel değildir. Aksinin kabulü, 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun amacına da aykırı düşer. Bu nedenle dava konusu olayda daha önce temerrüt gerçekleşmediğinden, birleşen davada iadesi talep edilen satış bedelinin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, satış konusu cihazın iade tarihinden itibaren alacağa faiz yürütülmüş olması, usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davaların birleştirilmesi durumunda, asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız, müstakil davalar olduklarından her dava için ayrı ayrı hüküm kurulması ve ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gereklidir. Somut olayda tüketici aleyhine açılan asıl davanın reddine, tüketicinin açmış olduğu birleşen davanın ise kabulüne karar verildiğinden, birleştirilen iki dava nedeniyle tüketici yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece tek bir vekalet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2008/4462-10842
Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama
yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7.maddesi gereğidir.
SONUÇ: Birinci bent gereğince davacı-karşı davalı şirketin tüm, davalı-karşı davacı … …’ın diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın ‘Hüküm’ başlıklı bölümünün (4)no’lu bendinde bulunan, “…cihazın satıcıya iade tarihinden itibaren” sözlerinin karardan çıkarılarak, yerine “…dava tarihinden itibaren” sözlerinin yazılmasına, yine aynı bölüme ayrı bir bent halinde, “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 200,00 YTL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 57,85 YTL. kalan harcın davıalıdan, 14,00 YTL’nin ise davacıdan alınmasına, 22.9.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.