YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10291
KARAR NO : 2010/2216
KARAR TARİHİ : 23.02.2010
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı Banka tarafından verilen kredi kartını hiç kullanmadığı halde, kartla yüksek miktarda alışveriş yapıldığına ilişkin cep telefonuna mesaj gelmesi üzerine Bankayı arayarak kartı iptal ettirdiğini, olay nedeniyle Jandarma Komutanlığına şikayet dilekçesi verdiğini, kredi kartının alışveriş yapan kişinin eline nasıl geçtiğini bilemediğini, Banka ve üye işyerinin ihmali sonucunda başkası tarafından yapılan alışverişten sorumlu olmadığını ileri sürerek, 28.6.2007 tarihinde yapılan 3.789,87 TL tutarındaki harcamadan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının, kendisine ait kredi kartının, üçüncü kişiler tarafından kullanılmasında ağır ihmali bulunduğunu, bu nedenle harcamaların tamamından sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi incelemesi sonucunda sliplerdeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı, 5464 sayılı yasanın 12. maddesine göre, kartın kaybolması veya çalınması halinde kart hamilinin, yapacağı bildirimden önceki 24 saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zarardan 150 TL ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu, hamilin ağır ihmali veya kastının bulunması halinde bu sınırın uygulanmayacağı, olayda ağır ihmali veya kasdı bulunmayan davacının, zararın 150 TL’lik kısmından sorumlu olup, kalan miktardan sorumlu olmadığı belirtilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davacının harcamalar nedeniyle 3.639,87 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacıya ait kredi kartının, hukuka aykırı olarak üçüncü kişiler tarafından kullanılması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, daha önce herhangi bir şekilde kullanılmayan davacıya ait kredi kartı ile olay tarihi olan 28.6.2007 tarihinde 14.32 ve 14.33 saatlerinde toplam 3.789,87 TL’lik harcama yapıldığı, durumun Banka tarafından cep telefonuna gönderilen mesaj yoluyla davacıya bildirilmesi üzerine, kartın aynı gün 14.39 saati itibariyle davacının talebi ile kullanıma kapatıldığı anlaşıldığı gibi, yapılan bilirkişi incelemesi gereğince de, harcama sliplerindeki imzanın davacıya ait olmadığı da belirlenmiştir. Davacı, rızası ve bilgisi dışında kullanılan kredi kartı harcamalarından sorumlu olmadığını ileri sürerken, davalı ise, kartın saklanması ve korunmasında gerekli özenin gösterilmediğini, davacının kredi kartını nerede ve ne zaman kaybettiğini dahi bilmediğini belirterek, yapılan harcamalardan davacının sorumlu olması gerektiğini savunmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için, 5464 sayılı “Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu”nun, konu ile ilgili hükümlerinin incelenmesinde;
“Kart Hamillerinin Yükümlülükleri” başlıklı 15. maddesinde, “Kart kullanımından doğan sorumluluk, sözleşme imzalandığı ve kartın zilyetliğine geçtiği veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasının öğrenildiği andan itibaren, kart hamiline aittir.”
“Bildirim Zorunluluğu” başlıklı, 16. maddesinde, “Kart hamili, kendisine tevdi edilen kartı ve kartın kullanılması bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemin kullanılmasını gerektiriyorsa bu bilgileri güvenli bir şekilde korumak ve başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri almak, kartın kaybolması, çalınması veya iradesi dışında gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi halinde kart çıkaran kuruluşu derhal haberdar etmek zorundadır.”
“Kartın Haksız Kullanımı ve Sigortalanması” başlıklı 12. maddesinde ise, “Kartın ya da 16 ncı maddede belirtilen bilgilerin kaybolması veya çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz.” hükümleri bulunmaktadır.
Görüldüğü üzere, kredi kartı sahibi, Banka ile sözleşme imzaladığı ve kartın kendi zilyetliğine geçtiği andan itibaren anılan yasa gereğince, gerek kendisine tevdi edilen
kredi kartını, gerekse bu kartın kullanılması ile ilgili bilgileri koruma ve saklama ile yükümlü olduğu gibi, kartın veya bu bilgilerin kaybolması veya çalınması halinde de, durumu derhal kart çıkaran kuruluşa bildirmekle de sorumludur. Yine kart hamilinin, bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlar nedeniyle, sadece yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olarak sorumluluğu öngörülürken, hamilin ağır ihmali veya kasdının bulunması halinde ise, herhangi bir sınırlama olmaksızın tüm zararlardan sorumlu olacağı da kabul edilmiştir.
Dava konusu olayda davacının, yasada sözü edilen, kredi kartını ve kartın kullanılması ile ilgili bilgileri koruma ve saklama ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği konusunda mahkemece yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde, Banka tarafından yüksek miktarda alışveriş yapıldığının, cep telefonu mesajı ile bildirilmesi üzerine davacının durumdan haberdar olduğu, dolayısıyla “kartın kaybolduğu (veya çalındığı) konusundaki derhal bildirim yükümlülüğünün” yerine getirilmediği de göz önünde bulundurularak, davacı tarafından kredi kartının, nerede ve ne şekilde muhafaza edildiği, üçüncü kişilerin kolaylıkla ulaşabileceği ortamlarda bulundurulup bulundurulmadığı araştırılmak suretiyle, davacının, yasada öngörülen kartın korunması ve saklanması ile ilgili özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği ve kartın başkaları tarafından kullanılmasında ağır ihmali veya kastının mevcut olup olmadığı değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmadan ve dayanakları gösterilmeden, davacının olayda ağır ihmali veya kastının bulunmadığının kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 50.00 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.