YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10338
KARAR NO : 2010/1452
KARAR TARİHİ : 10.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı şirket, oto kiralama işi ile iştigal ettiğini, 8.07.2007 tarihinde davalının şirketlerinden kiraladığı araca hasar verdiğini,araçta meydana gelen hasarın mahkeme aracılığıyla toplam 9278,00 YTL olduğunun belirlendiğini,aracın 30 günlük tamir süresi içinde de kiraya verilemediğini kar kaybına uğradığını ileri sürerek fazla hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 9278 ,00 YTL hasar bedeli ile 712,00 YTL kar kaybı olmak üzere toplam 10.000 YTL nin faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, reddini savunmuştur.
Mahkemece, aktif dava ehliyeti yönünden avukat olmayan vekilin dava açması mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davada taraf sıfatı ile dava ehliyeti farklı oluşumları ifade eder. Davada sıfat dava konusu subjektif hak (dava hakkı) ile yanlar arasındaki ilişkidir. Bu subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait bulunmaktadır. Buna davacı olma sıfatı, aktif husumet denilmektedir. Somut olayda tazminat davası, davacı şirket tarafından açılabilir. Davada taraf olarak yer alan kimseler dava ehliyeti ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile davada gerçekten davacı ya da davalı sıfatı yoksa dava konusu hakkın esası yönünden karar verebilme olanağı yoktur.Dava ehliyeti kimlerin dava açabileceğini ifade edip davayı takip yetkisini de içerir. Aynı zamanda bir dava koşuludur. Tüzel kişilerin taraf bulunduğu davalarda, tüzel kişilerin yetkili organı ya da temsilcisi aracılığıyla temsil edilip edilmediği öncelikle ve kendiliğinden gözetilmek gerekir.
Tüzel kişiyi temsil yetkisi olmayan bir kimse tarafından tüzel kişi adına dava açılmış olması halinde dava hemen reddedilmez. Mahkemece, adına dava açılan tüzel kişinin; temsile yetkili olan kimselerce onay (icazet) verilebilmesi için uygun bir süre tanınması gerekir. Bu kimse davacının dava açma yeteneğinden yoksun olduğu davanın açılmasını onaylarsa onayın geçmişe etkili olarak sonuç doğuracağı gözetilerek dava sürdürülmelidir. Şayet davanın açılmasına onay verilmezse davanın dinlenme olanağı kalmadığından (mesmu olmadığından) ötürü reddedilmelidir.Somut olayda, davacı şirketi temsile yetkili olan şirket temsilcisi duruşmalara katılarak davaya icazet vermiştir.Kaldı ki aksi kanaat olsa bile davacı şirkete HUMK.nun 39. ve 40. maddeleri hükümleri uyarınca uygun bir önel verilerek açılan davaya onay yönünden ayrıntılı ve sonuçları bakımından uyarılı davetiye tebliğ ettirilerek , onay verilmesi halinde davanın yürütülmesi, yine gelinmediği takdirde davanın dinlenme olanağı bulunmadığından (mesmu olmadığı) reddedilmesi gerekirken, “aktif husumet” noktasından reddi bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 10.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.