Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/10576 E. 2010/2309 K. 24.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10576
KARAR NO : 2010/2309
KARAR TARİHİ : 24.02.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların 26.11.2004 tarihinde 2 adet kombi satın aldıklarını, teslim edilmesine rağmen bedellerinin ödenmemesi nedeni ile icra takibi yapıldığını, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali, takibin devamı ve inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davaya konu edilen kombileri davacıdan değil, dava dışı …’dan anlaşma ile satın aldıklarını, faturanın kendilerine ait olmadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, satıp teslim ettiği mal bedelinin ödenmediği gibi, girişilen icra takibine de haksız itiraz edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış olup, somut olayda yanlar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davalı akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Bu ilişkinin varlığı(HUMK.’nun 288.maddesi gereğince) davacı tarafından yasal deliller ile ispat olunamamıştır. Davalı yanca fatura düzenlenmesi ve bu faturanın itiraza uğramamış olması tek başına akdi ilişkinin varlığının ve malların teslim edildiğinin ispatı için yeterli değildir. Davacı tarafından sevk irsaliyeleri sunulmamış olup, 26.11.2004 ve 27.11.2004 tarihli servis formlarında müşteri adı olarak davalıların isimlerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öyle olunca bu belgeler taraflar arasındaki akdi ilişkiyi ispat etmeye yeterli değildir. Uyuşmazlık konusu miktara göre de hukuki işlem tanıkla ispat olunamaz.Toplanan delillerden davacının iddiasını yasal delillerle ispat edemediği anlaşılmıştır. Ancak davacı dava dilekçesinde, “bilcümle delil” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış sayılacağından davacıya bu hakkı hatırlatılmalı ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Bu hususun göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine,ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.