YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11488
KARAR NO : 2010/5300
KARAR TARİHİ : 20.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılardan …, … … ve … avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat … ve avukat … ile Davacı …’gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan …, … ve …’in vekili olarak diğer davalılara karşı, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/595 esas ve aynı mahkemenin 2002/636 esas sayılı davalarını açarak takip ettiğini, davada karar aşamasına gelindiğinde, davalıların aralarındaki tüm uyuşmazlıkları sulh ile sona erdirip, davalardan da feragat ettiklerini, vekalet ücretinin ise ödenmediğini, tüm davalıların Avukatlık Kanununun 165. maddesi gereğince, vekalet ücretinden müteselsilen sorumlu olduklarını, davadan feragat tarihi itibariyle taşınmazların değerleri üzerinden %15 oranındaki ücretin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik, 2002/595 esas sayılı dava için 100.000.000.000 TL, 2002/636 esas sayılı dava için ise, 10.000.000.000 TL vekalet ücret alacağının feragat tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2009/11488-2010/5300
Davalılar, feragat nedeniyle sonuçlanan davalarda davacının fazla emek ve mesaisinin olmadığını, vekalet ücret sözleşmesinin geçersiz olduğunu, talep edilen ücretin de fahiş olduğunu, ancak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ücret talep edilebileceğini savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, “taşınmazların değerleri üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/595 esas sayılı dosyası nedeniyle 33.126.688.000 TL, 2006/636 esas sayılı dosya nedeniyle ise taleple bağlı kalınarak, 10.000.000.000 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsiline, fazla talebin reddine” ilişkin verilen ilk hüküm, tarafların temyizi üzerine, Dairemizce, sair temyiz itirazları reddedilerek özetle, “davacı ile bir kısım davalılar arasındaki vekalet ücret sözleşmesinin geçersiz olduğu, sözleşmenin kurulduğu tarihte geçerli olan 4667 sayılı Kanunla değiştirilen Avukatlık Kanununun 164/4. maddesi gereğince, takip edilen iki davanın müddeabihlerinin %5-15’i arasında belirlenecek bir ücretin talep edilebileceği, ayrıca “karşı tarafa yüklenen vekalet ücreti” ile ilgili bir talep olmadığı halde, bu ücretin de tahsiline karar verilmiş olmasının, HUMK’nun 74. maddesine aykırı olduğu” belirtilerek bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, bu arada bozmadan sonra davacı tarafından aynı davalılara karşı … 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/249 E. sayılı dosyası üzerinden 12.6.2008 tarihinde açılmış olan ve eldeki dava ile birleştirilen davada, ilk davada saklı tutulmuş olan haklar nedeniyle, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/595 esas sayılı davası nedeniyle 182.036 YTL, aynı mahkemenin 2006/636 esas sayılı davası nedeniyle ise, 161.121 YTL’nin davalılardan müteselsilen tahsili, ayrıca ilk davada talep edilmeyen “karşı tarafa yüklenen vekalet ücreti” olarak da, 2002/595 sayılı dava nedeniyle 16.580 YTL, 2002/636 esas sayılı dava nedeniyle de 15.840 YTL’nin ödetilmesi ve tüm alacak miktarlarına da temerrüt tarihi olan, 23.3.2005 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması talep edilmiş, mahkemece bozmaya uyulduktan sonra yapılan yargılama sonunda, asıl davada, 2002/595 esas sayılı dosya nedeniyle 100.000 TL, 2006/636 esas sayılı dosya nedeniyle 10.000 TL’nin, 23.3.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, birleştirilen … 22. Asliye Hukuk mahkemesinin 2008/249 esas sayılı davası yönünden ise, davanın kısmen kabulüne, 104.604 TL’nin, 88.024 TL’lik kısmına temerrüt tarihi olan 23.3.2005 tarihinden itibaren, 16.580 TL’lik kısmına ise dava tarihi olan 12.6.2008 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin ise reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca 2009/11488-2010/5300
temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davacı tarafından, davalılardan …, … ve …’in vekili olarak diğer davalılara karşı açılan … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/595 esas sayılı dava dosyasında, tarafların ortak miras bırakanları İbrahim Şimşek’ten intikal eden taşınmazlarla ilgili olarak, taraflar arasında imzalanan “rızai taksim” sözleşmesinin, “gabin” nedeniyle iptali ile hisseleri oranında mirasçılar adına tapuya tescili talep edilmiş, aynı mahkemenin 2002/636 esas sayılı dava dosyasında ise, aynı şekilde ortak murise ait devredilen taşınmazlarla ilgili olarak, “muris muvazaası” nedeniyle davacıların (…, …, …) miras payları oranında tapunun iptali ile adlarına tescili talep edilmiş olup, vekalet ücret alacağına konu olan bu davalardaki müddeabihin değeri, her bir davaya konu edilen taşınmazlardaki davacılar …, … ve …’in miras paylarının toplamı kadardır. Her ne kadar, Dairemize ait 2005/8141 esas 2008/4851 karar sayılı bozma ilamında, bu hususta bir açıklama yapılmamışsa da, bozma ilamının 3. sayfasındaki, “…iki davanın müddeabihlerinin %5’i-15’i arasında belirlenecek bir ücreti isteyebilir.” cümlesindeki “müddeabihleri” ifadesi ile, davalara konu olan “tüm taşınmazların değeri” değil, tapu iptal ve tescili talep edilen, her bir dava için davaya konu edilen taşınmazlardaki davacıların (…, …, …) miras paylarının toplamının ifade edildiği kabul edilmelidir. Hükme esas alınan, 17.5.2004 ve 24.12.2008 tarihli bilirkişi raporlarında ise, davacı avukatın alması gereken vekalet ücretlerinin, 2002/595 esas ve 2002/636 esas sayılı davaların her biri için, gerek davacıların (…, …, …), gerekse davalıların (… vs.) miras paylarının toplamı olan tüm taşınmazların değerleri üzerinden hesaplanmış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacı avukat tarafından takip edilen, … Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2002/595 esas ve 2002/636 esas sayılı davalar, davacıların miras payları oranında taşınmazların tapularının iptali ile adlarına tescili taleplerine ilişkin olup, söz konusu bu davaların açılmasından önce, dava dışı üçüncü kişilere satılmış olan taşınmazlar, davaların müddeabihi kapsamında değildir. Nitekim bozmadan önceki ilk hükme esas alınan 17.5.2004 tarihli bilirkişi raporunda da, 2009/11488-2010/5300
davaların açılmasından önce üçüncü kişilere satılmış olan bu taşınmazların değerleri, davalara konu olan taşınmazlara ilişkin toplam değer hesabına dahil edilmemiştir. Buna rağmen, bozmadan sonra alınan ve son hükme esas tutulan, 24.12.2008 tarihli bilirkişi raporunda ise, davaların açılmasından önce, dava dışı üçüncü kişilere satılmış olan taşınmazların değerlerinin de, müddeabih hesabına dahil edilmesi ve davacıya ödenecek vekalet ücretinin de, belirlenen bu müddeabih üzerinden hesaplanmış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
4-Davacı avukat tarafından takip edilen … Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2002/595 esas sayılı davada, dava değeri 5.000.000.000 TL, 2002/636 esas sayılı davada ise dava değeri 2.000.000.000 TL olarak gösterilmiş olup, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken 1/4 miktarındaki karar ve ilam harcı da bu miktara göre hesap edilerek yatırılmıştır. Her ne kadar, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27. ve devamı maddeleri gereğince, dava değerlerinin tespiti ile peşin olarak yatırılması gereken 1/4 karar ve ilam harcının da, tespit edilecek dava değerlerine göre tamamlanması gerekirse de, her iki davada da, müddeabihin gerçek değeri üzerinden, başka bir ifade ile, tapu iptali ve tescili istenilen taşınmazların, davacıların miras paylarının toplamına isabet eden değerleri üzerinden, peşin olarak alınması gereken peşin karar ve ilam harcının tamamlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, ücrete konu olan her iki davada, harcı yatırılmayan gerçek dava değeri üzerinden, yargılama giderleri kapsamında bulunan yasal vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden, davacının birleştirilen dava ile talep etmiş olduğu, Avukatlık Kanununun 164/son maddesinde düzenlenmiş olan, “karşı tarafa tahmili gereken” vekalet ücret alacaklarının da ancak peşin karar ve ilam harcı yatırılmış olan dava değerleri üzerinden tespit ve tahsiline karar verilmesi gerekirken, söz konusu davalarda eksik harç tamamlanmadığı halde ve az yukarda 3. bentte açıklanan hususlar da gözardı edilerek, karşı tarafa tahmili gereken vekalet ücretlerinin, tüm taşınmazların gerçek değerleri üzerinden hesaplanmış olması da, ayrıca usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
5-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, kısmi dava olarak açılan asıl davada, davacı tarafından … Asliye Hukuk Mahkemesinde vekil sıfatıyla takip edilen, 2002/595 esas sayılı dava dosyası nedeniyle 100.000 TL’nin, 2006/636 esas sayılı dosya nedeniyle de 10.000 TL’nin faizleriyle birlikte ödetilmesi talep edilmiş, mahkemece de bozmadan önceki ilk hükümde, sırasıyla, “33.126.688.000 TL’nin 2009/11488-2010/5300
3.9.2003 tarihinden itibaren, 10.000.000.000 TL’nin ise, 29.9.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline” karar verilmiş, tarafların temyizi üzerine, diğer temyiz itirazları reddedilerek hüküm, “vekalet ücretinin, takip edilen davaların müddeabihlerinin %5’i ile %15’i arasındaki bir miktar üzerinden belirlenmesi gerektiği ve HUMK’nun 74. maddesine aykırı hüküm kurulduğu” gerekçeleriyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmakla, faiz başlangıcı yönünden davacı yararına usulü kazanılmış hak teşkil etmesi nedeniyle asıl davada talep edilen, 100.000.000.000 TL’lik alacak miktarına 3.9.2003 tarihinden, 10.000.000.000 TL’lik alacak miktarına da 29.9.2003 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, açıklanan husus gözardı edilerek, bozmadan sonra hükmedilen söz konusu bu alacak miktarlarına da 23.3.2005 tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması, kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bentte açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün, 2. 3. ve 4. bentler gereğince davalılar, 5. bent gereğince ise davacı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 4.516,00 TL peşin alınan harcın davalıya iadesine, 15,60 TL peşin alınan harcın davacıya iadesine, 20.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.