Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/11541 E. 2010/1458 K. 10.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11541
KARAR NO : 2010/1458
KARAR TARİHİ : 10.02.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile MAN marka otobüs üzerinde adi ortaklık kurduklarını, ortaklığa konu otobüsün trafik kaydının davalı adına yapıldığını, ortaklık sözleşmesine göre hisselerinin yarı yarıya olduğunu, davalının hissesine karşılık gelmek üzere 15.01.2005 tanzim tarihli, 13.05.2005 vade tarihli, 75000 YTL bedelli senedi adi ortaklıktan olan alacağına teminat olarak verdiğini, davalının ortaklıktaki hissesine düşen bedeli ödemediğini ileri sürerek adi ortaklıkta hissesine düşen 75000 YTL nin ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ortaklığa ilişkin yükümlülükleri davacının yerine getirmediğini, ortaklığın tasfiye edilerek davacının tasfiye payının elden ödendiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki adi ortaklığın teminat amacıyla verilmiş senet nedeni ile tasfiye edildiğinden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadakı yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasında otobüs işletilmesi amacıyla bir adi ortaklığın kurulduğu gerek davacının iddiası gerekse davalının kabulu ile sabittir. Davalının adi ortaklığın yoneticı ortağı oldugu da uyusmazlık konusu değildir.
Davalı ortaklığın tasfiye edildiğini,davacının tasfiye payının elden ödendiğini savunmuştur. Davalı iddialarını yasal delillerleispat etmek zorundadır. Uyusmazlıgın miktarı itibarıyle acık bir muvafakat olmadıkça tanık dinlenemez. Davalı davasını yazılı bir belge ibraz ederek ispatlayamamıştır.Bu hususta ispat külfeti kendisine düşmeyen tarafın teklif ettiği yemin hukuki sonuç doğurmaz. Hal böyle olunca adi ortaklıgın mahkemece tasfiye edilmesi gerekir .Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği B.K.nun 535. maddesinde tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da 538. ve devamı maddelerinde gosterilmistir. B.K.nun 535/7. madde ve bendi gereğince mahkemece adi ortaklığın feshine karar verildıginde ortaklığın mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği karar yerinde gösterilmelidir. Tasfiyenin B.K.nun 538. ve devamı maddeleri gereğince yapılması için mahkemece öncelikle tarafların tasfiye hususunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar mevcut mal ve demirbaşların bölüşülmesinde ya da mal varlığının bir meblağ karşılığında diğerine bırakılmasında anlaşamadıkları takdirde mahkemece tayin olacak bir görevli marifetiyle bu malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının odenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık icin yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve her birinin şirketten olan alacağı düşüldukten sonra geriye bir sey kalır ise bu meblagın, var ıse zararın paylan oranında paylaştırılması-na karar verilmelidir.
Dava konusu ortaklığın B.K. 538 ve devamı maddeleri hükümlerine göre tasfiyesine karar verilerek gerektiğinde bilirkişi raporu alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken Yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 10.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.