YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12073
KARAR NO : 2010/2450
KARAR TARİHİ : 01.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı eczacı, davalı kurumun sigortalı hastalarına sözleşme uyarınca ilaç temin ettiğini, bazı hastalara ait infertilite ve aşılamaya ilişkin reçete bedellerinin 1500 ünitelik doz sınırlaması olduğu gerekçesiyle ödenmediğini, halbuki SSK ilaç uygulama talimatının 34.maddesinde bu ilaçlarla alakalı doz sınırlaması olmadığını, reçetelerin teşhise uygun olarak hekim tarafından yazıldığını ve raporların da talimatların aradığı vasıfları haiz olduğunu belirterek sözleşme gereğince ödenmesi gereken 31.811 YTL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacıya ait reçetelerde 01.12.2005 tarihi öncesine ait çok sayıda infertilite adı altında düzenlenmiş tüp bebek reçetelerine veya yüksek dozlarda (gonadotropin) hormon içeren infertilite reçetelerine rastlandığını, 2005 yılı SSK ilaç listesi ve uygulama talimatı 34. maddesinde ovulasyon indüksiyonun birincil ve ikincil infertilitede ve hangi koşullarda yapılacağının belirtildiğini, ancak kullanım dozunun … Bakanlığı tarafından belirlenen 2005 yılı bütçe uygulama talimatı ile klasik ovulasyon indüksiyonunda uygulama başına 1500 ünite gonadotropin kullanılabileceğini, bunun üzerinde kullanımın ancak tüp bebek tedavisinde olabileceğini, 01.12.2005 tarihine kadar olan tüp bebek tedavisinin kurumca karşılanmadığını, bu yüzden tüp bebek tedavileri ile 1500 dozu aşan tedavilerin aşan kısmının ödenmediğini, ayrıca reçetelerde bulunan ancak ovulasyon indüksiyonunda kullanımı bulunmayan ilaçların bedellerinin ödenmediğini, davacı eczacıya da ödenmeyen bedellerin bu yapılan işlemin mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, bazı hastalara ait infertilite ve aşılamaya ilişkin reçete bedellerinin 1500 ünitelik doz sınırlaması olduğu gerekçesiyle ödenmediği, reçetelerin teşhise uygun olarak hekim tarafından yazıldığını ve raporların da talimatların aradığı vasıfları haiz olduğunu, bu nedenle ödenmeyen reçete bedellerinin tahsili istemli eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, iki uzman hekim ve bir eczacıdan oluşan ilk bilirkişi heyetinden alınan rapor ile, endikasyonlar ve uygulanan tedavinin tutarlı olduğu, tıbbi açıdan kullanılan ilaçlarda hatalı kullanım, toksik dozda kullanım veya aşırı dozda kullanımın gözlenmediği, uygulanacak gonadotropin dozunun 2006 yılında 1500 ünite ile sınırlanmış olmakla birlikte, tıbbi olarak ovulasyon indüksiyonunda kesin bir üst sınır koymanın mümkün olmadığı, hasta için uygulanacak dozun, hastanın verdiği cevaba göre değişebildiğini, dozun üzerinde kullanımın tüp bebek uygulaması için geçerli olduğu varsayımının tıbben uygun olmadığını, sonuç olarak reçete bedellerinin ödenmesinin tedavi gören hastaların bazılarının gebe kaldığı da düşünülürse, hasta yararı açısından dikkate alındığında doğru bir davranış olduğu belirlenmiştir. Öte yandan, hükme esas alınan ve emekli SSK müfettişi, muhasebeci ve hukukçudan oluşan bilirkişi heyetinin raporu ile, davalı kurumca yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğu belirtilmiştir. Bu sonuca göre her iki bilirkişi heyeti raporları arasında çelişki meydana gelmiş ve bu çelişki giderilmeden yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Bu nedenle, bir uzman hekimin de içinde bulunacağı konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, her iki rapor arasındaki çelişkiyi giderebilecek nitelikte rapor alınarak sonucuna uygun karar verilmelidir. Mahkemece, bu yön gözardı edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz olunan hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 1.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.