YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12483
KARAR NO : 2010/6667
KARAR TARİHİ : 12.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat … ‘in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ½ hissesinin maliki bulunduğunu, 2000 model … 316 İA … marka ve … plakalı aracın satışını gerçekleştirmesi için davalıyı … 13.Noterliğinin 01.10.2003 tarih ve 13498 sayılı vekaletnamesi ile vekil tayin ettiğini, davalının … .Noterliğinin 01.06.2004 tarih ve 22965 sayılı satış sözleşmesi ile …’na 32.395.00-YTL. bedel ile satışı gerçekleştirdiğini, satış tarihinden itibaren bedelini ödemeyen davalıya son olarak … .Noterliğinin 13.04.2007 tarih ve 103969 sayılı ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen bir ödeme yapmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 32.395.00-YTL. aracın satış bedelinin 01.06.2004 satım tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının eski damadı olup, kızı olan … ile 2001 yılında evlendiğini, ancak davacının kusurlu hareketleri neticesinde boşandıklarını, tarafların birbirlerinden nafaka, tazminat ve eşya istemediklerini beyan ettiklerini, çünkü davacı ve … arasında boşanmaya ilişkin yapılan anlaşma sonucunda davacının ½ hissesine sahip olduğu ve davaya konu olan 2000 model … marka aracı
2009/12483-2010/6667
Ayşegül’e devretmeye razı olduğunu, karar kesinleştikten sonra davacının, araç üzerindeki hissesini boşanma anlaşması gereği eski eşine devretmesi için vekaletname verdiğini, bu vekaletname gereğince davacıya ait olan ½ hisseyi anlaşma gereğince kızı olan …’na devrettiğini, yani davacının bu hisseyi eski eşine bağışladığını,ancak işlemin satış olarak gösterildiğini, ortada bir satışın bulunmadığını, davacının satış bedelini istemesinin iyi niyetli olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm;davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, kendisine ait ½ hissesinin bulunduğu, 2000 model … 316 İA … marka ve … plakalı aracın satışı için davalıya verdiği vekalet sonucu aracın satılması ile bedelinin kendisine ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, davacının eski damadı olup kızı ile boşanmadan önce, birbirlerinden nafaka, tazminat ve eşya istemediklerini, buna karşılık olarak da davacının araç üzerindeki hissesini bağışladığını,kızından para almadığını savunmuştur. Yazılı delil ibraz edilmediği, davalı tanıklarının davalının savunmasını teyit eder şekilde beyanda bulundukları, ancak davalının bu şekilde savunmasının takdiri delil olan tanıkla ispatlanması mümkün olmadığından bu beyanlara itibar edilmesi hukuken olanaklı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, HUMUK.nun 293/1. maddesi gereğince kayınpeder ile damat arasındaki hukuki işlemler tanıkla ispat olunabilir. Yani bu maddeden anlaşılması gereken yakın akrabalık ilişkisinin varlığı,senetle,yazılı delil ile ispatın istisnası olduğudur. Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. (HUMK.nun 254) Akrabalık veya diğer bir yakınlık ilişkisi başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep olarak kabul edilemeyeceği gibi, yer, zaman ve olgulara dayalı bir tanık anlatımına da, takdiri delil olan tanıkla ispatlanması mümkün olmadığından bu beyanlara itibar edilmesi hukuken olanaklı olmadığı gerekçesiyle kabul edilmemesi de doğru değildir. Kaldı ki davalı taraf bu davada,yazılı delil ile istisnanın kabul edildiği tanık deliline dayanmıştır. Davacının muvafakatinin olup olmaması da sonuca etkili değildir. Somut olayda davalı, davacının eski kayınpederi olup, yazılı belgenin aksini az yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda,kızı ile davacının boşandığı tarihlere rastlayan tarihte,davacının verdiği vekalet ile kızına, davacının ½ hissesini sattığı,ancak bu satıştan para almadığı,boşanmanın sonucu olan ve bağışlama olarak kabul edilebilecek bir hukuki işlemin varlığı tanık beyanları ile ispatlamıştır.Diğer taraftan, kızı ile boşanan birisinin onun
2009/12483-2010/6667
Babasına, kendisine ait aracın satışı için vekalet vermiş olması, hayatın olağan akışına da uygun düşmediği söylenebilir. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken,yazılı olduğu şekilde aksine düşüncelerle davanın kabul edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 12.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.