YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12862
KARAR NO : 2010/5145
KARAR TARİHİ : 07.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı kurum, davalı belediyenin yol çalışmaları nedeniyle ve talebi üzerine karayolu üzerinde bulunan tesisleri deplase ettiğini ileri sürerek 82.070,75 YTL’nin … bitim tarihi olan 14.08.2007 tarihinden itibaren %29 ve değişebilir oranlarda avans faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, alt yapı tesislerinin deplase bedelinin istenemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; 82.070,75 TL’nin 20.11.2007 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-HUMK’nun 381. maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388. maddesine uygun olarak tarafların
2009/12862-2010/5145
hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hâkime yükletilmiş bir görevdir.
Somut olayda mahkemece, kısa kararın verildiği duruşma tutanağında “davanın kabulüne,82.070,75 TL’nin 20.11.2007 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline”, karar verildiği belirtilmiş ve hüküm böylece tefhim edilmiş olmasına rağmen, aynı tarihi taşıyan gerekçeli kararda; “davanın kabulüne, 82.070,75-YTL tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline” şeklinde hüküm kurulmuş ve faizin başlangıç tarihi ve türü konusunda farklı bir karar verilerek duruşma tutanağına geçirilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında aykırılık yaratılmıştır.10.4.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre HUMK.nun 382, 388, 389 ve 428 maddeleri hükmü gereğince kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması bozma nedeni olup, bu durumda mahkemece, anılan İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi bozmadan önceki verdiği kararla bağlı olmaksızın, ancak aradaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden karar verilebilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 4.431.80 TL temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine ve yine peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.