Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/13150 E. 2010/5750 K. 27.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13150
KARAR NO : 2010/5750
KARAR TARİHİ : 27.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muarazanın meni davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, eczacı olduğunu, davalı kurum ile yaptığı sözleşmenin 14.9.2006 tarihinde davalıca feshedildiğini, el konulan küpürler ve küpürleri kesik ilaçların hepsinin mevzuata uygun reçetesinin bulunduğunu, reçetelerdeki ilaçlarıda reçete sahiplerine verdiğini, feshin sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tesbiti ile bu husustaki muarazaanın giderilmisini istemiştir.
Davalı, kurum mensuplarının bilgisi dışında reçetelere ilaç yazıldığının ve bazı hastaların raporlarının davacı eczanesince çıkarıldığının belirlenmesi nedeniyle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu ile benimsenmek suretiyle davanın kabulüne, feshin iptali ile muarazaanın giderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı eczacı ile, davalı kurum arasında davalı kurumun mensuplarının ve sigortalıların ilaç ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapılan sözleşmenin, davalıca yapılan inceleme sonunda 14.9.2006 tarihli yazıyla sözleşmenin V/k maddesi uyarınca iki yıl süreyle feshedildiği sabit olup, sözleşmenin V/k maddesinin “eczanenin kuruma fatura ettiği reçetelerde sigortalı ve hak sahiplerine teslim edilmeyen ilaçların küpürlerinin bulunması halinde fesih süresi iki
yıldır” hükmünü içerdiği anlaşılmaktadır. Davalı kurumun müfettişi tarafından ifadelerine başvurulan kurum sigortalılarının bazıları … karnelerine gıyaplarında ilaç yazıldığını, bazıları reçetedeki bir kısım ilaçları almadıklarını, reçeteler arkasındaki imzaların kendilerine ait olmadığını belirtmişlerdir. Ne varki bu şahisler mahkemece dinlenmemişlerdir. Öte yandan dosya içinde bulunan bilgi ve belgelerden dosya davacısı eczacının müşteki, yanında çalışan şahıslarında sanık sıfatıyla isimlerinin yer aldığı iddianame tanzimi suretiyle ceza davası da açıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece, davalı kurumun müfettişine ifade veren kurum sigortalılarının tanık olarak beyanlarının alınması ve az yukarıda değinilen ceza davasının akıbeti araştırılarak tanık beyanları ve dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davalı yararını BOZULMASINA, 27.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.