YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14411
KARAR NO : 2010/4922
KARAR TARİHİ : 12.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalılardan … 4. Bölge 15 nolu bağımsız bölümün satın almak istediğini ve bu çerçevede davalılar ile birlikte “Mülk Sahibi ile Alıcı arasında gayrimenkulün Satışına aracılık yapıldığına dair komisyon akdi’nin bir ön sözleşme olarak imzalandığını, dava konusu dairenin tapuda … adına kayıtlı olduğunu, ancak diğer davalı …’ın sözleşmeyi aslında dairenin kendisine ait olduğunu ileri sürerek hem kendi adına hem de … adına temsilen imzalandığını, sözleşmenin imzalandığı tarihte 30.000.-TL kaparonun ön ödeme olarak yapıldığını, ancak sonradan satın alınan bağımsız bölüm hakkında projesine aykırılık sebebiyle yıkım kararı verildiğini ve iskansız olduğunun ortaya çıktığını , davalılara gönderilen ihtarnameye rağmen rağmen, ödenen kaparonun iade edilmediğini 30.000.TL’nin faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; Davacının davasının kısmen kabulü ile 30.000.-TL tazminatın davalı …’dan tahsiline, davalı … hakkında açılan davanın ise husumetten reddi ile Davalı … yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin 2009/14411-2010/4922
Takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2)Davalı … hakkında açılan davanın “Husumet yokluğu nedeni ile reddine” karar verildiği anlaşılmış olmakla, davalı lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7.maddesi hükmü de gözetilmek suretiyle maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK 436/2 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 5 no’lu bendinde yer alan, “Davalı … vekili için takdir olunan 3400 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınrak davalı … … ödenmesine” ibaresinin çıkartılarak, bunun yerine “Davalı … … kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde öngörülen 575 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı’ya verilmesine” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 12.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.