Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/14629 E. 2010/5182 K. 15.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14629
KARAR NO : 2010/5182
KARAR TARİHİ : 15.04.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, imal ettikleri çeşitli türdeki mobilyaların davalıya ait 3 katlı mağazada stant olarak kullanılmak üzere teslimi konusunda sözlü olarak anlaşma yapıldığını, söz konusu mobilyaların imalatı tamamlanarak davalıya teslim edildiğini, mobilyaların bedelinin fatura tebliğine rağmen ödenmediğini ileri sürerek, faza hakları saklı kalarak 27.401 TL.nin faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, isbatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı , davalı ile yapılan anlaşma gereğince davalıya teslim ettiğini ileri sürdüğü malların bedeli için düzenlenen 25.6.2006 tarihli 30.512 TL. Fatura bedelinden 1. Ve 2. Sıradaki malların sipariş üzerine davalıya teslim edilip bedelinin de davalı tarafça ödendiğinden bedelini mahsup ederek bakiye bedeli eldeki dava ile talep etmiş, faturadaki 3-6, 8-9 ve 16-18 sıradaki malların teşhir amaçlı olarak , diğer malların da davalıya dekarasyon amaçlı olarak teslim ettiğini bildirmiştir. Davalı da, davacı ile yapılan sözlü anlaşma ile , davacının gönderdiği ve mağazada teşhir edilen ürünler üzerinden alınacak siparişleri davacının imal edeceği ve kendisinin satacağını, her iki tarafın masraflarının mahsup edilerek satış bedelinin ikisi arasında yarı yarıya paylaşılacağını , bu şekilde faturanın 1. Ve 2. Sırasındaki malların müşteriye satılarak bedelinin davacıya ödendiğini, 2009/14629-2010/5182
Teşhir amacı dışında mal verilmediğini, teşhirdeki malları da teslime hazır olduğunu açıklamIştır. Mahkemece, taraflar arasında kurulan adi ortaklığın sona erdirildiği açıklandıktan sonra, faturaya konu malların teşhir amaçlı olmayıp davalıya satılan mallar olduğunu davacının isbatlayamadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
Tarafların beyanları ve mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, taraflar arasında , BK’nun 520 ve devamı maddelerde yer alan şekilde bir adi ortaklık kurulduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Hal böyle olunca aradaki ihtilafında BK 520 vd. maddeleri uyarınca çözülmesi gerekir. Yine tarafların iddia ve savunmalarından ve dosya kapsamından eldeki dava ile adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin de istenildiğinin kabulü zorunludur. Hal böyle olunca adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin de BK. 538. maddesi uyarınca yapılması gerekir. Anılan yasa hükmünde belirtildiği üzere; tasfiye, bütün hesapların görülüp otaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması, yada satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından tasfiyenin BK 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Tasfiye için öncelikle yönetici ortaktan hesap istenmesi, tayin edilecek süre içinde hesap listesi verilmemesi halinde yönetici ortağın hesap listesi vermekten kaçındığı kabul edilerek buna göre tasfiyenin yapılması gerekir. Öte yandan adi ortaklığı düzenleyen yasa hükümleri uyarınca tasfiyenin karar tarihine en yakın tarih itibariyle yapılmasının gerekli olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır.
O halde tüm bu nedenlerle; adi ortaklığın tasfiyesi için, öncelikle kurulduğu tarihten bu yana ortaklığın harcamalarıyla ilgili tüm belgelerin ibrazı sağlanmalı, taraflardan yapılan tüm … ve harcamalara ilişkin hesap listesi istenmeli, hesap listesinin verilmesi ve ancak hesap listesinin üzerinde uyuşmazlık çıkması halinde taraflardan delileri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, taraflar arasında tasfiye konusunda anlaşma olmaz ise, ortaklığa ait tüm gelir gider hesabı çıkarıldıktan, ortaklığın tüm aktif ve pasifi kesin olarak belirlendikten sonra, konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla verilen hesap listesinin sunulan belgeler ile denetim sağlanmalı, tasfiyeye esas değerin karar tarihine en yakın tarih olacağı gözden uzak tutulmamalı, ortaklığın varsa üçüncü kişilere veya kurumlara olan borçları ortaklığın aktifinden mahsup edilmeli, ortakların her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yapmış oldukları masraflar ve 2009/14629-2010/5182
verdikleri sermaye iade edilmeli ve daha sonra ortaklara paylaştırılması gereken miktar belirlenmeli, tasfiye bu şekilde gerçekleştirilmelidir. Mahkemece değinilen bu yönler göz ardı edilerek , davacının dava konusu ettiği fatura içeriğinin sadece dekarasyon nedeni ile teslim edilen mallara yönelik olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 15.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.