YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15025
KARAR NO : 2010/7137
KARAR TARİHİ : 26.05.2010
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın konusu kalmadığından hüküm verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının aralarındaki sözleşme gereğince atıksu bedelini ödemediği gibi, tahsili için başlatılan icra takibine de haksız ve yersiz itiraz ettiğini ileri sürerek, alacağının tahsili için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava açıldıktan sonra icra takibine konu borç 06.07.2009 tarihi itibariyle ödenip kapatılmakla, konusu kalmayan dava hakkında hüküm verilmesine yer olmadığına, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkeme de dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu asıl alacak değerlendirildiğinde likit olup, davaya konu edilen borcun yargılama sırasında ödendiği anlaşıldığından asıl alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK. 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın “hüküm” başlıklı bölümüne yeni bir fıkra eklenerek “kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” sözlerinin yazılmasına, kararın değiştirilen ve düzeltilen bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 26.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.