YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15373
KARAR NO : 2010/5157
KARAR TARİHİ : 07.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı … avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan her iki tarafın bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 1.55 TL. kalan harcın temyiz edenden alınmasına, 15.4.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, murisi … Handanoğlu’nun gögüs ağrısı şikayeti ile davalı doktorun önerisi ile 6.2.2005 tarihinde davalı hastaneye yatırılarak tedavisine başlandığını murislerinin hakkında düzenlenen değerlendirme formunda ve yapılan muayenede akut kroner sendrom tanısı aldığını kalp damarlarında yaygın hastalık mevcut olduğu tespit edilmesine rağmen, davalılar tarafından gerekli tedbirlerin alınmadığını, beyin kanamasının tedavisindeki gecikmeden dolayı murisin 8.2.2005 tarihinde vefat ettiğini ileri sürerek, 60.000 YTL manevi tazminatın davalılardan müstereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı hastane, davacının murisinin tedavisine başlandığını, özel odaya alındığını olayda kusurlarının bulunmadığını, sanvunmuş, diğer davalı doktor da olaydaki tek fonksiyonunun davacıların murisinin yatarak tedavi görmesini önermek olduğunu, muayene ve tedavinin başka doktorlar tarafından yapıldığını, sözleşmenin özel hastane ile imzalandığını kendisinin hastanede isdikdam edilmediği gibi, özel Kent Hastanesinin kadrolu hekimide olmadığını, hasta dosyasında adı ve orderları olmadığı, kendisinin Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde 2547 sayılı YÖK Kanununa tabii çalışan bir devlet memuru ve kamu görevlisi olduğunu bir başka hastanede görev alması veya Hacettepe Hastenesi dışındaki hastaların takip ve tedavisini üstlenmesinin yasalara göre mümkün olmadığını, SGK Yönetmelikleri ve özel Hastane sözleşmelerinin de statüsü gereği hastayı takip ve tedavisinin üstlenmesini yasakladığını, hastanın beyin kanamasının takip ve tedavisinin özel Kent Hastanesinin sorumluluğunda olmasına rağmen, nöroloji uzmanı çağrılmasındaki gecikmeden kendisinin sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece; alınan Adli Tıp Kurulu raporu, tanık beyanları ile hastanın beyin kanamasının takip ve tedavisinde nöroloji uzmanı çağrılmasındaki gecikmeden her iki davalının bilikte sorumlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalı doktor tarafından temyiz edilmiş, karar Dairemiz çoğunluğunca onanmıştır.
Dava, davacının murisinin tedavi hizmetini üstlenen doktor ve hastanenin sorumluluğuna ilişkin manevi tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davalı doktora husumet düşüp düşmeyeceği, olayın gereklerine göre bir kusurunun oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Doktorun önerisi ile de olsa, tedavi amacıyla bir özel hasteneye yatırılan hasta kişi ile hastane arasında Borçlar Kanunu kapsamında bir hukuki ilişki kurulmuş olur. Bu ilişki “A tipik, karma, tam hastaneye kabul sözleşmesidir.” Tam hastaneye kabul sözleşmesinde tüm hizmetler hastane işleticisi tarafından yerine getirilir.
Hususi Hastaneler Kanununda tanımlanan özel hastenelerde, hasta hastane işleticisiyle sözleşme ilişkisine girdiğinden hekimin sözleşmeden … sorumluluğu gündeme gelmez. Hekim hastane işleticisine bağlı olarak çalışmaktadır. Bu nedenle sorumluluk hastane işleticine aittir. Hasta ile hastane arasındaki hataneye kabul sözleşmesinin yorumunda vekalet akdinin hükümleri kıyas yoluyla uygulanır. Tam hastaneye kabul sözleşmeside hastane işleteni … yardımlarının tümünü kendine bağlı çalışanlara eliyle yerine getirir. Tüm hizmetler hastane işleticisi tarafından yerine getirilir. Burada hasta ile hekim arasında sözleşme ilişkisi bulunmadağından sorumluluk hastane işleticisine aittir.
Hasta, özel hastaneyi tercih ederken o hastaneden veriline hizmetin niteliğine ve kalitesine güvenerek gelmektedir. Hastane de tedavi ile ilgili hizmetin verelmesinde üst derecede özen ve sadakatle görevini yapmalıdır. Özel hastanelerden beklenen özen, hekimden beklenenden yüksek olmalıdır. Bu açıklamaların ışığında;
Somut olayda, davacının murisi … Handanoğlu’nun 6.2.2005 tarihinde davalı hastaneye davacı tarafından getirildiği, yapılan muayene ve hasta bilgilendirme formu neticesinde hazırlanan raporda hastanın akut kroner sendrom tanısı aldığı, hastanede yatarak tedavi görürken 7.2.2005 tarihinde beyin kanaması geçirdiği, davalı hastane hekimlerinin bu gibi acil durumlarda hastayı değerlendirmesi ve gecikmeden tedavisinin yaptırılması gerektiği, ilk nörolojik bulguların başladığı saat 15.00’dan saat 19.30’a kadar nörolojik açıdan müdahale edilmediği, tedavide gecikme nedeniyle davacının murisinin öldüğü Adli Tıp Raporu ve tanık olarak dinlenen davalı hastane çalışanlarının beyanları ile sabittir.
Bu durum karşısında, davalı hastanenin “hastaneye tam kabul sözleşmesi ile tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamadığı açık bir biçimde görülmektedir. Bu olguların … sonucu olarak davalı hastane zarardan sorumludur. Doktorun sorumluluğuna girilemez. (HGK 1986/13-640 esas 1987/701 karar, HGK 2009/13-393 esas 2009/452 karar sayılı ilamları) Hal böyle olunca mahkemece, davalı doktor yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Yukarıda açıklanan nedenlerde, temyiz olunan kararın davalı doktor yararına bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çokluğun aksi yöndeki onama görüşüne katılamıyorum.