YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15407
KARAR NO : 2010/9894
KARAR TARİHİ : 05.07.2010
MAHKEMESİ : … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … gelmiş, davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya verdiği paralar nedeniyle 14.3.2005 ve 30.3.2005 tarihli tarihli belgeler ile toplam 180.000 USD alacaklı olduğunu, borcunu ödememesi üzerine tahsili için icra takibinde bulunduğunu, davalının başlattığı icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı davacıya borçlu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 13.07.2007 tarih, 2006/210 Esas ve 2007/290 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı tarafından yapılan temyizi üzerine dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucu verilen bozma kararında, Davacı Karz hukuki ilişkisine dayanmış olmakla, iddiasını ispat için de “14.3.2005 ve 30.3.2005 tarihli sipariş fişi ve sevk irsaliyesi başlıklı 90.000′ er USD bedelli olan, altında da davacının teslim eden, davalının teslim alan … ibaresi ile gösterildiği ve her iki tarafın imzaları bulunan belgelere dayanmıştır. Davalı belgelerin altındaki imzaların kendisine ait olduğunu kabul etmekle birlikte, davacının
kendisine ait şirketten getirdiği paranın elden teslimi sırasında tanzim edilen belgeler olduğunu savunmuştur. Gerçekten de bahis konusu belgeler üzerinde paranın davalıya borç olarak verildiğine veya davalı tarafından borç olarak alındığına dair herhangi bir ibare ve açıklama bulunmamaktadır. Davacı karz hukuki ilişkisini ispat etmek zorundadır. Davacının dayandığı belgeler iddiasını ispat için yeterli değil ise de, HUMK 292 maddesi anlamında yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. Bu durumda davacıdan buna ilişkin diğer tüm delilleri ve varsa şahitleri, sorularak tüm delilleri toplanarak sonucuna uygun karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak, yapılan yargılamada davacı tarafından gösterilen tanıkların beyanlarına başvurulmuş olup, tanık beyanlarında taraflar arasında genel olarak borç ilişkisi olduğu ve davacı tarafından davalının ortağı olduğu şirkete ait malların satışının da yapıldığı, satış bedelinin davalıya verildiği beyan edilmekle, söz konusu belgenin hangi ilişkiye dayalı olduğu belge içeriğine göre tespiti mümkün değildir. Davacı tarafından karz ilişkisinin dayanağı olarak gösterilen yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belgeye konu bedelin, borç olarak davalıya verildiğine ilişkin tanıkların somut belge yönünden bilgi ve görgülerinin olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacının karz ilişkisini ispatlayamadığının kabulü gerekir. Ne var ki, davacı dava dilekçesinde “Yasal her türlü deliller” demek suretiyle yemin deliline de dayandığından, davacıya davalı yana yemin teklifi hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 39.10 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.