YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15814
KARAR NO : 2010/10459
KARAR TARİHİ : 13.07.2010
MAHKEMESİ : … 4. Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı mal satışı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın … A.Ş yönünden reddine diğer davalı yönünden kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı TOKİ avukatınca duruşmalı diğer davalı ve davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı TOKi vekili avukat … ve diğer davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, “ … … “ adıyla bilinen projede yer alan … bölge, … nolu villayı davalı TOKİ adına vekaleten davalı … A.Ş.’den 640.500- TL bedelle 01/04/2005 tarihli “ Taşınmaz Satış Sözleşmesi” ile satın aldığını, 2006 Temmuz ayından itibaren kullanmaya başladığını, davalıların satış sırasında reklamını yaptıkları projede müşterilerine vaat edilen taahhütlerini yerine getirmediğini, eksik ve ayıplı işler bulunduğunu, ağır kusur ve hile ile gizlenen ve taşınmazda değer kaybına sebep olan ayıp ve eksiklikler nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş,18.09.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 46.757-TL’ye çıkarmıştır.
Davalı … İnşaat..A.Ş., davalı Toki’ye vekaleten satış yaptıklarını, hukuken taraf olmadıklarını, davanın husumetten reddi gerektiğini, satılan taşınmazda ayıp bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Davalı Toki, inşaatın onaylı projeye uygun yapıldığını, tanıtım ve reklam broşürlerine aynen uyulduğunu, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı …..İnşaat A.Ş. aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalı Başbakanlık Toplu Konut idaresi aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, gizli ayıplar
nedeni ile konutta oluşan değer kaybı tutarı 46.757-TL maddi tazminatın 1.000 TL sinin dava tarihinden itibaren 45.757.TL sinin davanın ıslah tarihi olan 18.9.2009 tarihinden itibaren değişken reeskont faiz oranı uygulanmak sureti ile hesaplanacak işlemiş faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,davacının fazlaya yönelik isteminin reddine,karar verilmiş; hüküm, davacı, davalı … İnşaat… A.Ş.ve davalı Başbakanlık Toplu Konut idaresi tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı TOKİ’nin ve davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, satış esnasında sunulan projede ve tanıtımlarda belirtilen ancak bunlara uygun olarak yapılmayan veya eksik yapılan işler nedeni ile davacının satın aldığı villada oluşan değer kaybının ödetilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece, havuzun bağımsız bölümün parselinde olmaması, sitenin genel çevre duvarının ve demir parmaklıkların yapılmaması, ortak yaşam/ spor alanlarının kamuya açık hale dönüşmesi gizli ayıp kabul edilerek hangi ayıbın ne ölçüde değer eksikliği yarattığı açıklanmadan, taşınmazda toplam 46.757-TL değer azalmasına yol açtığı kabul edilmiştir.
Davacı, özel güvenlikli bir yaşam alanı vaat edilmiş olmasına rağmen; sitenin genel çevre duvarlarının demir parmaklıklarının dahi büyük ölçüde mevcut olmaması sebebi ile vaat edilen “24 saat özel güvenlik sisteminin” işletilemediğini ileri sürmüştür. Mahkemece, sitenin genel çevre duvarlarının ve demir parmaklıklarının bulunmaması gizli ayıp olarak nitelendirilerek, değer düşüklüğüne hükmedilmiştir. Oysa ki, eldeki dava dosyası ve aynı proje ile ilgili diğer dava dosyaları kapsamlarından; sitenin çevresinin fabrikasyon, standart tel çit ile çevrilerek “tak, otomatik bariyer ve güvenlik kulübeli“ üç ana kapının ihdas edildiği, site içinde bulunan her bölgenin çevresinin üstü demir direklerle takviye edilmiş beton duvarlarla çevrildiği, her bölgenin giriş kapısının bariyerli ve manyetik turnikeli olup, bölge içine ancak manyetik kartla girilebildiği, kontrolü sağlamak için güvenlik görevlisinin bulundurulduğu ve böylece güvenlik zafiyetinin yargılama aşamasında giderildiği anlaşılmıştır. O halde, davacının bu talebi nedeniyle değer düşüklüğüne hükmedilemez. Mahkemece, değinilen bu yön göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Davacı, havuzun projede gösterilen standartlarına uygun olmadığını, havuzun temizliği ve suyunun kimyasal ilaçlanmasına müsait olmadığını ve havalandırma kanallarının bulunmaması nedeniyle risk taşıdığını ileri sürmüştür. Mahkemece, bazı bölgelerde havuzun, bağımsız bölümün yer aldığı parsel üzerinde bulunmaması gizli ayıp olarak nitelendirilerek; davacının bu yönde bir talebi bulunmamasına rağmen değer düşüklüğüne hükmedilmiştir. Davacının talebi aşılarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
”… …” adlı proje kapsamında yapılacak konut ve villaların satışına ilişkin internet ilanlarında, reklam ve tanıtım broşürlerinde, yüzme havuzları, basketbol sahaları, beachvolley sahası, tenis kortları, buz hokeyi ve buz paten pisti, rollerblade, kaykay alanları, tırmanma duvarı ve daha pek çok olanağın bulunacağının belirtildiği, ne var ki taahhüt edilen bu spor kompleksinin mülkiyeti Toki’ye ait olan … ada üzerinde inşa edildiği ve Toki tarafından halka açık hale getirildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Davalı … İnşaat..A.Ş., her ne kadar … ada üzerinde yapmayı vaat ettiği spor kompleksini taahhüdüne uygun biçimde tam ve eksiksiz inşa ettiğini, davacının yararlanmasına hiçbir engel bulunmadığını, bu spor kompleksinin sadece site sakinlerine özel ve münhasıran onların kullanımına açık olacağı taahhüdünde bulunmadıklarını savunmuşsa da; “… …” projesinin vaziyet planında, internet ilanlarında tanıtım maketlerinde ve broşürlerinde, spor kompleksinin gösterilmesi, bu şekilde projenin reklamının yapılması nedeniyle davacıda bu yerlerin siteye dahil olduğu intibaı uyandırılmıştır. Dolayısıyla, söz konusu sosyal tesislerin, mülkiyeti Toki’ye ait olan … ada üzerinde yapılmış olması, alıcının satın alma kararını etkileyen, taşınmazın değerini azaltan bir husus olup, edimin ifasındaki bu yöne ilişkin eksiklik nedeniyle satıcının alıcıya karşı sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, sosyal tesislerin Toki’ye ait taşınmaz üzerine yapılmış ve kamuya açık hale getirilmiş olması, “gizli ayıp” olarak nitelendirilmiş ise de, dava konusu olayda 4077 sayılı yasada düzenlenen “ayıplı ifa” değil “eksik ifa” söz konusu olup, 4077 sayılı Yasanın 30. maddesine göre, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, sözleşmeden kaynaklanan edimin ifasındaki dava konusu eksiklikler nedeniyle davacının 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde satıcının sorumluluğuna gidebileceği kabul edilmelidir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyeti aracılığı ile, dava konusu spor kompleksinin siteye dahili halinde davacının satın aldığı villanın değeri ile siteye dahil edilmemesi halindeki değerinin belirlenmesi, yapılacak oran sonrası davacının isteyebileceği bedel indirimi miktarının taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli raporla tespit edilmesi ve bu değer farkının ödetilmesine karar verilmesidir. Mahkemece, değinilen bu hususlar göz ardı edilerek, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Mahkemece, davalı yüklenici … İnşaat…A.Ş’nin diğer davalı TOKİ’ye vekaleten sözleşme imzaladığı, B.K’nun 32/1 maddesi hükmü kapsamında sözleşmeyi bir başkasına vekaleten imzalayan kimsenin o sözleşmenin tarafı sayılamayacağı, sözleşmeden doğan hak ve borçların temsil olunan TOKİ’ye ait olduğu, satıcı bakımından söz konusu olan ayıba karşı tekeffül borcundan … İnşaat…A.Ş’nin sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davalı … İnşaat…A.Ş yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı, davalının imalatçı-üretici sıfatı ile sorumlu
olduğunu ileri sürmüştür. Dosya içerisinde bulunan 31.10.2003 tarihli, davalı … İnşaat…A.Ş ile TOKİ arasında imzalanan sözleşmede de, davalı … İnşaat…A.Ş’nin yüklenici sıfatı ile konutları inşa ettiği anlaşılmaktadır.İmalatçı-üretici kavramı ve sorumluluğu 4077 Sayılı Yasa’nın 3.ve 4.maddelerinde düzenlenmiştir. TKHK’nun 4/3 maddesine göre; İmalatçı-üretici , satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10. maddenin beşinci fıkrasına veya 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Hal böyle olunca, imalatçı-üretici durumunda bulunan davalı … İnşaat…A.Ş’ye husumet yöneltilebilir. Mahkemece, bu davalı yönünden de uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
4-Bozma nedenine göre davalı … İnşaat…A.Ş’nin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı TOKİ’nin ve davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı TOKİ yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … İnşaat…A.Ş’nin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 750.00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak biribirlerine ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek hilende davalı Toki’ye iadesine, 13.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.