Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/15887 E. 2010/7512 K. 02.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15887
KARAR NO : 2010/7512
KARAR TARİHİ : 02.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, …’nca yapılan ihalede … ili, Seyhan ilçesi, Kireçocağı köyü 7824 ada 10 parselde kayıtlı gayri menkulü açık arttırmayla satın aldığını, tapuyu kendi adına çıkardıktan sonra daha önceden taşınmazın … Doğan’a satıldığından bahisle aleyhinde, tapu iptali ve tescil davası açıldığını,… 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/1056-2003/180 E-K sayılı ilamıyla adına kayıtlı tapunun iptaline karar verildiğini ve kendisi tarafından açılan alacak davasının, … 5.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/387 E. sayılı dosyasıyla da kabulüne karar verildiğini, bu dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğunu, bilirkişilerce taşınmazın rayiç değerinin 35.926,40 TL tespit edildiğini, mahkemece 21.107,21 TL nin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini, bakiye 14.819,00 TL alacağının yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtığı alacak davasının, … 5.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/387 E. sayılı dosyasıyla kabulüne karar verildiğini ve hükümde de, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verildiğini öne sürerek bu davayı açmıştır.Mahkemece; davacının, 5.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin bozma öncesi
21.107,21 TL değer belirleyen bilirkişi raporu üzerinden davanın ıslah edildiği, sözkonusu bilirkişi raporuna itiraz edip yeni bilirkişi raporu alınmasının sağlamadığı, HUMK. 83 ve devamı maddelerine göre bir davada ıslahın bir defa yapılabileceği, ıslahla elde edilemeyen alacağın dava açılarak elde edilmeye çalışıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekirse kısmi davada, saklı tutulan alacak bölümü için, gerek kısmi dava karara bağlanmadan önce, gerekse daha sonra, ayrı bir dava açılması usulen uygundur. Uygulamada bu ayrı davaya ek dava denilmekte ve kısmi davadan sonra açılan ek davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması ve davacının hukuki yararının bulunması koşullarının birlikte varlığı halinde, birden fazla ek dava açılması da kural olarak mümkündür.Bir davanın kısmi dava olup olmadığı özellikle dava dilekçesinin istem sonucu bölümünde, “fazlaya ilişkin hakların saklı tutulup tutulmadığı” ile ilgilidir. Davacı bu yada benzeri ifadeleri kullanmışsa, “kısmi dava” açtığı sonucuna varılmalıdır. Öğreti ve yargısal uygulamalarda; kısmi dava tümüyle kabul edilirse kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir.Ayrıca belirtmek gerekirse, kısmi davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş olan davacının, dilerse, ek dava açmak yerine, saklı tuttuğu alacak bölümü için o (kısmi) dava içerisinde harcını yatırmak suretiyle ıslah yoluyla talepte bulunabilmesi de mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.03.2003 gün ve 2003/9-76 E.-126 K. sayılı; gün 18.04.2007 gün ve 2007/15-126 E.-210 K. sayılı Kararları). Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir (HUMK m.83) Islah tahkikata tabi davalarda tahkikat bitinceye kadar ve tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabilir(HUMK m.84)
Somut uyuşmazlıkta davacı açtığı önceki kısmi davada, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş ve bozma öncesi davasını ıslah etmiştir. Islah dilekçesinde de, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur. Mahkemece de, bozmaya uyularak ıslah edilen miktar yönüyle kısmi davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, önceki davanın kısmi dava olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır. Kısmi davada tesbite ilişkin bölümde taşınmazın değeri 35.926,40 TL olarak kabul ile sonuçlanıp kesinleştiğine göre ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmeli ve davanın dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2009/15887-2010/7512
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 2.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.