Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/16163 E. 2010/8664 K. 15.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16163
KARAR NO : 2010/8664
KARAR TARİHİ : 15.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, baba-oğul olan davalıların birlikte süt hayvancılığı yaptıklarını, davalılardan aldığı süt karşılığında nakit avans ve yem verdiğini, kendileriyle hep davalı …’ın muhatap olduğunu, …’ın diğer davalıya imzalattığı makbuzları getirerek kendisine verdiğini, 22.6.2005 tarihinde hesap gördüklerini ve davalılardan 10.245.48 TL. alacaklı olduklarının anlaşıldığını ve davalı …’ın buna ilişkin belgeyi diğer davalı …’e imzalatarak getirdiğini, alacağın ödenmemesi üzerine davalı … hakkında takip yaptığını, ancak itiraz edildiğini ileri sürerek davalı …’in icra takibine vaki itirazının iptalini, aynı miktarın diğer davalı …’den müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı …, davacı şirkette hiçbir … ilişkisi olmadığını, imzasını taşıyan herhangi bir belge bulunmadığını savunmuş, diğer davalıda davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, baba oğul olan davalılar arasında adi ortaklık bulunduğu, davalı …’in davacıdan süt alacağı olduğunu iddia etmediği, davacının yasal defterlerine göre davalılardan 10.225.48 TL alacağı bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle 10.225.48 TL.nin davalılardan müteselsilen tahsiline, bu bağlamda davalı …’in itirazının iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılara verdiği nakit avans ve yem karşılığında aralarında hesaplaşarak 22.6.2005 tarihli belgenin düzenlendiğini, bu belge karşılığında 10.225.48 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek bu davayı açmış; yargılama aşamasında ise davalılara 8.500.00-5.000.00-2.500.00-500.00 TL bedelli çekleri verdiğini, davalıların müstahsil makbuzları ile kendilerinden para tahsil ettiklerini, davalı …’in bu müstahsil makbuzlarını kullanarak
2009/16163-2010/8664
destekleme primi aldığını ileri sürmüş ve kendi ticari kayıtlarına da delil olarak dayanmıştır. Davalı … ise davacı ile ticari ilişkisinin olmadığını, belgelerdeki imzanın kendisine ait bulunmadığını savunmuş, diğer davalı ise duruşmada davanın reddi gerektiğini bildirmiştir. Yargılama esnasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda davaya dayanak yapılan 22.6.2005 tarihli belgedeki imzanın …’e ait olmadığı, ayrıca avans makbuzlarındaki imzanın da …’e ait bulunmadığı, iki adet makbuzdaki imzanın …t’a ait olduğu, 22.6.2005 tarihli belge ile diğer makbuzlardaki imzanın …’ a ait olup olmadığının tesbit edilemediği belirtilmiştir. Hal böyle olunca 22.6.2005 tarihli belgenin davaya esas alınması olanaksız olup, davacının delil olarak sunduğu müstahsil makbuzlarında da davalıların imzasının olmaması ve esasen bu makbuzların davalılara avans verildiğini göstermemesi nedeniyle davalılar aleyhine delil teşkil etmesi de olanaksızdır. Davacının ibraz ettiği çeklerde var olan borcun ödendiğini gösteren nitelikte belgeler olduğu için davacı lehine delil olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Öte yandan davalı …’in davacı şirkete ait müstahsil makbuzlarını kullanarak destekleme primi almış olması da davacıya avans ve yem borcunun bulunduğunu göstermez. Ayrıca belirtmek gerekir ki davacı tarafça tek taraflı olarak düzenlenen kendi ticari kayıtlarının davalılar aleyhine delil teşkil etmesi de sözkonusu değildir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının iddiasını yasal delillerle kanıtladığı kabul edilemez. Ne var ki, davacı yemin deliline de dayandığı için, davacı şirkete iddiasını ispat zımnında davalılara yemin yöneltme hakkı olduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, değinilen bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 138.00 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 15.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.