YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8014
KARAR NO : 2010/1674
KARAR TARİHİ : 15.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Tuğba Kayalı ile davalı vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, … İlçesi’nde bulunan 2 parça taşınmaza, murisi …’ten gelen paydan ötürü hissedar iken, dava dışı 3.kişiler … ve … tarafından aleyhine … 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nde “tapu iptal-tescil” davası açıldığını, davalı avukat’ın da kendisini vekili sıfatıyla bu davada temsil ettiğini, yargılama neticesinde aleyhine olarak davanın kabulüne karar verildiğini, hükmün diğer davalılar vekilince temyiz edilerek Yargıtay 8.Hukuk Dairesi’nin bozma kararı ile, diğer davalılar lehine kararın bozulduğunu, ancak kendi vekili, davalı tarafından temyiz edilmeyerek kararın aleyhine kesinleştiğini, böylelikle taşınmazlardaki payının başkası üzerine hükmen tescil edildiğini, taşınmazdaki hisselerin değerinin 250.000 YTL olduğunu beyanla maddi zararının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, Avukatlık Kanunu’nun 40.maddesi gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının karardan sonra henüz temyiz aşamasında iken dosyayı kendisinden aldığını, bilahare işyerine gelerek başka bir … verdiğini ve kararı temyiz etmediğini beyan ettiğini, davacıdan bu hususta yazılı bir belge almadığını, kaldı ki kendisine temyize ilişkin ücret verilmediğini, herhangi bir kusuru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, tapu iptal ve tescil davasının açıldığı 21.7.2000 tarihi itibariyle, davacının taşınmazlardaki payının rayiç değerinden davacının denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesinden ötürü oluşan müteferrik kusurunun indirimi ile ulaşılan 32.916.TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, … 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nde aleyhine açılan “tapu iptal-tescil” davasının yargılaması neticesinde, davanın kabulüne dair hükmün, bu davayı vekili sıfatıyla takip eden davalı avukat tarafından temyiz edilmeyerek aleyhine kesin hüküm oluştuğu, böylelikle davaya konu taşınmazlardaki payının 3.kişilerin eline geçtiğinden bahisle payın rayiç bedelinin tazminine ilişkin eldeki davayı açmıştır. Dosya içinde bulunan … 1.Asliye Hukuk Mahkemesine ait dava dosyasının incelemesinde; 26.12.2002 günlü karar ile davalılar aleyhine olarak davanın kabulüne karar verildiği, diğer davalılar vekilince kararın temyiz edildiği, ancak davalı … vekili tarafından temyiz edilmeyerek kararın bu davalı aleyhine kesinleştiği anlaşılmıştır. Yargıtay 8.Hukuk Dairesi’nin 3.4.2003 günlü bozma kararı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama neticesinde diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Gerek dosya muhteviyatı ve gerekse hükmüne uyulan bozma kararı nazara alındığında, davalı … vekilince aleyhe çıkan ilk karar temyiz edilmiş olsa idi, bu davalı yönünden de kararın bozulacağı hususu tartışmasız olup bu husus mahkemenin de kabulündedir. Bu davanın davalısı … aleyhine karar 18.2.2003 tarihinde kesinleşmiştir. Dolayısıyla, davacı …’ın taşınmazda sahip olduğu payın yed’inden kesin olarak çıktığı tarih olarak bu tarihi kabul etmek gerekecektir. O halde, davacının uğramış olduğu zarar hesaplanırken, davacının sahip olduğu payın kesin olarak elinden çıktığı 18.2.2003 tarihi esas alınarak zararın da bu tarihte doğduğu kabul edilerek, taşınmazların bu tarihteki rayiç bedelleri hesaplamaya esas alınmalıdır. Ayrıca davacının, davalı avukata karşı denetim yükümünü yerine getirmediğinden bahisle kusurlu olduğunun kabulü ile kusur indirimi yapılması da doğru görülmemiştir. Mahkemece, aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının bütün temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bent gereğince hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü yazılan 1.510.20 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.