Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/8061 E. 2010/1724 K. 16.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8061
KARAR NO : 2010/1724
KARAR TARİHİ : 16.02.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat …’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1998 yılında davalı … Bankası A.Ş.’den … Uydukent Projesinde, 3. Etap, 194 ada, 1 Parsel, A 13. Blok, 32 no’lu daireyi satın aldığını, dairenin satış bedeli 22.999.000.000 TL olup, satış bedelinin %25’ine tekabül eden 5.750.000.000 TL’nin peşin ödendiğini, kalan 17.249.000.000 TL’lik miktarın ise kredilendirildiğini, sözleşmede taksit oranlarının memur maaş artış oranına endekslenerek hesaplanacağının kararlaştırılmasına rağmen, davalı tarafından buna uyulmadığını, taksit miktarlarının, memur maaş artış oranları aşılarak fahiş oranda artırıldığını, Ekim 2002 tarihi itibariyle toplam olarak 8.552.698.722 TL’lik bir meblağın ödenmesi gerekirken, taksitlere uygulanan fahiş artış oranı nedeniyle 21.016.213.752 TL’nin tahsil edildiğini, dönem sonu kalıntılarında da bu farkın mevcut olduğunu, ekim 2002 dönem sonundaki kalıntı, 12.922.555.542 TL olması gerekirken, davalı tarafından 53.000.000.000 TL talep edildiğini, bu şekilde 40.077.444.458 TL fazla borç bakiyesi belirlenerek, bundan sonraki dönemsel artışlarda da giderek büyüyen haksız kazançlar elde edileceğini, bu durumun telafisi mümkün olmayan zararlara yol açtığından, ödemelerin yeniden düzenlenmesi gerektiğini, fahiş artışlar nedeniyle taksitleri ödeyemez duruma gelen alıcıların, çok düşük fiyatlarla konutlarını satmak zorunda kaldıklarını, işlem temelinin çöktüğünü, aynı proje kapsamında Toplu Konut İdaresi tarafından emsal nitelikteki konutların, 30-40.000.000.000 TL arasında değişen fiyatlarla satıldığını, yararlanmak istediği yeniden yapılandırma uygulaması kapsamında, kalan borcunun 12.922.555.542 TL olması itibariyle, bu miktarın %48’ine tekabül eden 6.202.826.660 TL’nin indirilmesinden sonra kalan 6.719.728.881 TL’nin ödenmesi halinde borcun kapatılması gerektiğini, oysa Bankanın, kalıntı miktarını 53.000.000.000 TL olarak belirlemesi nedeniyle bu talebinin de kabul edilmediğini, dava tarihinden sonra yapılacak ödemelerin 6.719.728.881 TL bakiye üzerinden mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere;
a)20.10.2002 tarihi itibariyle aylık taksit tutarının, 179.479.938 TL olduğunun tespiti ile, aylık ödemelerin bu miktara göre belirlenmesine,
b)Ekim 2002 dönem sonu itibariyle bakiye borç miktarının, Bankanın belirlediği 53.000.000.000 TL değil, 12.922.555.542 TL olduğunun tespitine ve artışların bu miktar dikkate alınarak yapılmasına, yeniden yapılandırma nedeniyle de 6.719.728.881 TL olarak tespit edilecek borcun, defaten ödenerek borcun kapatılmasına,
c)Haksız olarak tahsil edilen toplam 12.463.515.030 TL’nin, ödeme tarihlerinden itibaren uygulanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline, bu mümkün olmazsa,
d)Kredi sözleşmesindeki faiz oranının günün koşullarına uyarlanarak yıllık %36 olarak tespiti ile 120 ay boyunca 548.776.626 TL aylık sabit takside dönüştürülmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taksit tutarlarının fahiş oranda artırıldığı iddiasının doğru olmadığını, artış oranlarında, … Bakanlığınca belirlenen memur maaş artış oranlarının dikkate alındığını, Kaldı ki, sözleşmenin 3. maddesi gereğince, Bankanın daha yüksek miktarlarda artış oranı uygulama hak ve yetkisine de sahip olduğunu, davacı tarafından artış oranlarının hatalı sunulduğunu, tahsilat tutarlarının da iddia edildiği gibi olmadığını, uyarlama talebinin kabul edilemeyeceğini, davacının, yapılan teklifi kabul etmemesi nedeniyle yeniden yapılandırma hakkından da yararlanamayacağını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 2.7.2008 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı tarafından, davalı ile imzalanan 1.9.1998 tarihli konut satış sözleşmesi ile, 5.750.000.000 TL’lik kısmının peşin, kalan 17.249.000.000 TL’lik kısmının ise 120 ay süreyle taksitlendirilmesi suretiyle toplam 22.999.000.000 TL bedelle konut satın alındığı, sözleşmenin, “Taksit Miktarının Belirlenme Esası” başlıklı 2.5. maddesinde bulunan, “17.249.000.000 TL taksitlendirilen başlangıç bakiyesi 2.4. maddesinde belirtilen taksit sayısına bölünerek başlangıç taksiti bulunur. Aylık taksitler, içinde bulunulan altı aylık dönem sonuna kadar sabit kalır. Takip eden altı aylık dönemin başında o dönemde geçerli olacak aylık taksit miktarı, … Bankası A.Ş.’nce memur maaş katsayısı dikkate alınarak belirlenecek oran kullanılarak, her dönem için yeniden hesaplanır ve alıcıya bildirilir. Memur maaş artışlarının, günün ekonomik göstergelerinin altında kalması halinde, Banka, memur maaş artış oranı üzerinde bir oran tespit etme hak ve yetkisine sahiptir.” Düzenlemesi gereğince, 20.10.1998 tarihinden itibaren banka tarafından talep edilen taksit miktarlarının ödendiği anlaşılmakta olup davacı, yukarda da maddeler halinde belirtildiği gibi özetle, taksit miktarlarının, verilen bilgi ve yapılan reklamlara göre, memur maaş artış oranlarına göre belirlenmesi gerekirken, buna uyulmadığını, fahiş oranda artırıldığını ileri sürerek, taksitlerin ve kalan borç bakiyesinin, memur maaş artış oranlarına ve konut alıcılarına tanınan yeniden yapılandırma esaslarına göre belirlenmesini, fazla ödemenin istirdatını, bunun kabul edilmemesi halinde ise kredi sözleşmesindeki faiz oranının günün koşullarına göre uyarlanmasını talep etmiş, davalı Banka ise, taksit miktarlarının memur maaş artış oranlarına göre belirlendiğini, davacının süreli olarak uygulanan yeniden yapılandırmadan yararlanamayacağını, uyarlama koşullarının da bulunmadığını savunmuştur.
Görüldüğü üzere, taraflar arasında öncelikle, “taksit miktarlarının, memur maaş artış oranlarına göre belirlenip belirlenmediği” konusunda muaraza mevcut olup, buna bağlı olarak da, “bakiye borca ilişkin dönem sonu kalıntı miktarları”, “yeniden yapılandırma için borç miktarının belirlenmesinde esas alınacak bakiye” ve “fazla ödeme yapılıp yapılmadığı” konularında uyuşmazlık söz konusudur. Davacı, dava dilekçesi ve 6.10.2003 tarihli dilekçesinde, taksit miktarlarına uygulanması gereken artış oranlarına göre ödenmesi gereken miktarları örneklemelerle açıklamak suretiyle, yüksek miktarlarda ödeme yaptığını, yeniden yapılandırmadan yararlanmak için Bankanın kredi borçlularından, davadan feragat etmelerini (veya dava açmamalarını) ön şart olarak ileri sürmesi nedeniyle de, yasal hakları saklı kalmak üzere, yeniden yapılandırmadan yararlanmak istediğini 15.11.2002 tarihli ihtarla davalı Bankaya bildirdiğini, talebinin kabul edilmemesi üzerine, tevdi mahalli tayini talebinde bulunarak, bundan sonraki taksit ödemelerini mahkemece tayin edilen tevdi mahalline düzenli olarak ödemeye devam ettiğini, bu nedenle de yeniden yapılandırma olanağından yararlanması gerektiğini belirterek, borç miktarının buna göre belirlenmesini talep etmiştir. Gerçekten de dosyada mevcut olan, Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesine ait olan 8.11.2002 tarihli ve 2002/332 değişik sayılı karardan, davacının konut kredisi taksit borçlarını yatırabilmesi için, … Bankası Büyükçekmece şubesinin tevdi mahalli olarak tayin edildiği, bu tarihten dava tarihine kadarki ve dava tarihinden sonraki taksit ödemelerinin de bu şubede açılan 483707 no’lu hesaba yatırıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki davacının dava dilekçesinde maddeler halinde talep ettiği ve az yukarda da açıklanan, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan, söz konusu “bakiye borca ilişkin dönem sonu kalıntı miktarları”, “yeniden yapılandırma için borç miktarının belirlenmesinde esas alınacak bakiye” ve “fazla ödeme yapılıp yapılmadığı” konularının incelenebilmesi için öncelikle ilk muaraza konusu olan ve diğer uyuşmazlıkların da buna bağlı olarak geliştiği, “taksit oranlarının memur maaş artış oranlarına göre yapılıp yapılmadığı” konusundaki uyuşmazlığın çözüme bağlanması zorunludur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, sözleşmenin 2.5. maddesine atıfta bulunulmak ve “sözleşme metninden anlaşılacağı üzere davalı Banka, ekonomik parametreler uyarınca taksit artış oranını memur maaş katsayısının üzerinde tayin etme yetkisine sahip bulunmaktadır.” Denilmek suretiyle, bu konuda bir inceleme ve hesaplama yapılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu nedenle mahkemece, dosyada mevcut olan ve her iki tarafın da dayandığı, … Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen, 19.4.2006 tarihli memur maaş artış endeksindeki oranlara göre, Nisan 1999 tarihinden itibaren, memur maaş artış oranlarına göre ödenmesi gereken taksit miktarları, konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan, gerekçeli, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle belirlenip, davacının … olduğu taksit miktarları ile karşılaştırılarak, hasıl olacak sonuca göre, öncelikle ilk muaraza nedeni olan artış oranları konusundaki uyuşmazlığın çözüme bağlanması, bu uyuşmazlığın sonucuna göre de yapılacak inceleme ve değerlendirme sonrasında, davacının her bir talebiyle ilgili gerekçeleriyle birlikte ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Yukarıda açıklanan bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, (2) no’lu bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 82.80 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.