YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8242
KARAR NO : 2010/2267
KARAR TARİHİ : 23.02.2010
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı … Türk A.Ş vekili avukat … ve diger davalı vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 7.12.2002 günü davalıya ait mağazada alışveriş yapmakta iken üst kata çıkarılmakta olan şaryoların gerekli güvenlik tedbirleri alınmaması nedeniyle geriye kaydını, şaryoların kendisine çarparak sağ kolunda eklem kapsüllerinin yırtıldığını, hareket kabiliyetinin kısıtlandığını belirterek 25.000.000.000 TL maddi 25.000.000.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yetkisizlik itirazında bulunmuş, olay günü şaryoların kayma ve davacının bu nedenle yaralanmasının sözkonusu olmadığını, teknik olarak şaryoların geriye kaymasının da mümkün olmadığını, savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak alış veriş arabalarının normal şartlar altında kendiliğinden aşağı kaymasının mümkün olmadığı, davacının omuzunda meydana gelen yaralanmanın dava konusu olayda meydana gelemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacının davalıya ait işyerindeki şaryoların merdivenden kayma sonucu davacının yaralanıp, yaralanmadığı konusunda uyuşmazlık vardır. Davacı, şaryoların merdivenden kayması sonucu yaralandığını iddia etmekte, davalı ise şaryoların merdivenden kaymasının teknik olarak mümkün olmadığını savunmaktadır. Mahkemece, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu, şaryoların kayması mümkün olamayacağı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
HUMK, tarafların iddia ve savunmasını kanıtlayabilmek için takdiri ve kesin deliller öngürülmüştür. Kesin deliller hakimi ve tarafları bağlar. Hakimin kesin delillerin takdir yetkisi yoktur. (İkrar, Yemin, Senet Kesin hüküm kesin delillerdir. Buna karşılık takdiri delilleri hakim serbestçe değerlendirir. Bilirkişi, tanık, keşif, takdiri delillerdendir. Mahkemece takdiri delillerden şahit ve bilirkişi raporu esas alınarak şaryoların merdivenden kaymadığı kabul edilmiştir. Ne varki hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, “…. alışveriş sepetlerinin aşağı istikamete doğru kaymasının mümkün olmadığı” belirtilmiştir. Ancak bu raporlarda “Normal şartlar” altında alışveriş sepetlerinin aşağı kaymayacağı vurgulanmıştır. Bu açıklama kesinliği ifade etmemektedir. Normal Şartlar dışında alışveriş sepetlerinin aşağı kayma ihtimalini açık bırakmıştır. Dinlenen davacı tanıkları …, … ve … 4.3.2004 tarihli celsede birbirini doğrulayan ve tamamlayan ifadelerinde olayı günü alışveriş arabalarının merdivenden kaydığını ve davacıyı yaraladığını açıklamışlardır. Yapılan keşif esnasında dinlenen davalı tanıkları … ve …, olay sonrası haber verilmesi üzerine merdiveni yanına gittiklerinde bir adamın alışveriş arabasına ayağını sıkıştırdığını ayağında kanama olduğunu gördüklerin ifade etmişlerdir. Aksi kanıtlanmadıkça tanıkların doğru söylediğinin kabulü gerekir.
Davacı ve davalı tanıklarının birbirini doğrulayan ve tamamlayan ifadeleri gözetildiğinde, alışveriş arabaların merdivenden kayarak davacıya çarptığına ilişkin maddi vakianın sabit olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, olay nedeniyle kolundan yaralandığını, ancak sıra olmadığı için ayın gün film ve MR çektiremediğini; ağrıları olduğunu daha sonraki bir tarihte film ve tetkiklerin yapılması için randevu verildiğini, belirtilen tarihlerde yapılan tetkik ve çekilen filmlerden olay nedeniyle yaralandığının anlaşıldığını iddia etmiştir. Dosya içerisinde bulunan muhtelif tarihli rapor ve filmlerde davacının kolunda bir rahatsızlık olduğu saptanmıştır. Ancak bu rahatsızlık ile olay arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda bir açıklık bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar gözetildiğinde mahkemece davacının kolunda mevcut olduğu saptanan rahatsızlığının olay nedeniyle meydana gelip gelemiyeceği hakkında, konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınıp sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı lehine BOZULMASINA,750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 23.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.