Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/8521 E. 2010/2200 K. 23.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8521
KARAR NO : 2010/2200
KARAR TARİHİ : 23.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacılardan …’ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacılar, davalı avukatın verdiği tevkil yetkisine dayanarak … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde, … Demir Çelik A.Ş. Çalışanları Vakfı aleyhine, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak dava değeri 750,00 YTL olan 382 adet dava açarak takip ettiklerini, ne var ki davalı tarafından 30.11.2005 tarihinde haksız olarak azledildiklerini, vekalet ücretlerinin de ödenmediğini, bu durumda azil tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince her bir dava için 350,00 YTL vekalet ücretinin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 382 adet dava dosyasından şimdilik 52 adet dava dosyası için ayrı ayrı olmak üzere, dava dosyalarının harca esas değerleri olan 750,00 YTL üzerinden, azil tarihindeki Avukatlık Ücret Tarifesine göre dosya başına 350,00 YTL vekalet ücreti olmak üzere toplam 18.200,00 YTL vekalet ücretinin azil tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, bir kısım davaların takibini davacılara tevkil edip, ücreti de 11.5.2004 tarihinde peşin olarak ödediğini, karşı taraftan alınacak vekalet ücretinin ise, davaların Bitiminde eşit şekilde paylaşılması konusunda anlaşma sağlandığını, ancak vekaletin özenle yerine getirilmemesi nedeniyle davacıları vekaletten azlettiğini, ne var ki barışma sağlanması üzerine azilden döndüğünü, ancak haklı nedenlerle davacıları ikinci kez azletmek zorunda kaldığını, azlin haklı olması nedeniyle herhangi bir ücret talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, azlin haksız olduğu kabul edilmek suretiyle hükme esas alınan 25.2.2008 tarihli bilirkişi raporu gereğince davanın kısmen kabulüne, davaların açıldığı tarihteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince her bir dava için ödenmesi gereken 350,00 YTL vekalet ücretinin, taraflar arasındaki %50 paylaşım anlaşmasına göre yarısı olan 175,00 YTL üzerinden 52 dosya için toplam 9.100,00 YTL vekalet ücretinin davalıdan tahsiline, alacağa azil tarihi olan 30.11.2005 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Daha önce davacılar tarafından aynı şekilde tevkil yetkisine dayanılarak … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 118 adet dava nedeniyle ödenmeyen vekalet ücretlerinin tahsili için, … 16 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/212 E. 2007/298 K. sayılı dosyası üzerinden açılan aynı taraflar arasında görülen davada, azlin haksız olduğunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın, Dairemizce, 2008/2185 E. 2008/4995 K. sayılı ilamla, “Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalının davacıları haksız olarak azlederek davaları takipten alıkoymak suretiyle aralarında oluşan ortaklığı bozduğundan, davacılar Avukatlık Kanununun 174. maddesi gereğince davalıdan vekalet ücretini isteyebilirler. Yukarıda açıklandığı üzere davalı müvekkilleri ile yaptığı ücret sözleşmesi ile her bir davalıdan 600.00 YTL alınması konusunda anlaşmıştır. Mahkemece, davalının müvekkilleri ile yaptığı ücret sözleşmesindeki hakedilecek vekalet ücretinin tamamına hükmedilmiştir. Oysa davacılar, davalı ile bu ücretin %50 ‘şer oranında paylaştırılması konusunda anlaştıklarını kabul etmektedirler. Bu durumda davalının müvekkilinden alacağı ücretin %50 sine hükmedilmesi gerekirken tamamına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” Gerekçesiyle bozulduğu, tarafların karar düzeltme taleplerinin de yine Dairemize ait 2008/8135 E. 2008/9818 K. sayılı ilamla reddedildiği, dosyada mevcut olan … 16. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2008/304 E. 2008/388 K. sayılı karar fotokopisinden de, mahkemece bozma ilamına uyularak hüküm kurulduğu anlaşılmakta, ancak bozmadan sonra verilen bu kararın temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşip kesinleşmediği ise anlaşılamamaktadır. Aynı taraflar arasında, aynı ortaklık ilişkisi nedeniyle daha önce verilen bu karar, eldeki davada da kuvvetli delil niteliğinde olacağından, mahkemece anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, eldeki davadaki talep de göz önünde bulundurulmak suretiyle, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Yukarıda açıklanan bozma nedenine göre tarafların hükme yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, (2) no’lu bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, 15,60 TL peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 123,00 TL peşin alınan harcın davalıya iadesine, 23.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.