Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/8617 E. 2010/2366 K. 25.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8617
KARAR NO : 2010/2366
KARAR TARİHİ : 25.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı, davalılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vekili avukat … ile davalı … ve vekili avukat … ve diğer davalı vekili avukat …’nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacılar, aralarında hiçbir alacak-borç ilişkisi ve imzalı belge olmadığı halde davalı …’in … 2.İcra Müdürlüğünün 2006/1239 esas sayılı dosyası ile aleyhlerine icra takibi başlattığını, takibin kesinleştiğini, daha sonra davalı …’in takibe konu alacağı diğer davalı …’a temlik ettiğini ileri sürerek, borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptali ve %40 tazminata karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf1arca temyiz edilmiştir.
l-Davacılar, davalı …’in aralarında herhangi bir temel ilişki ve imzalı belge olmadığı halde aleyhlerine icra takibi yaptığını ileri sürerek, takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti istemiyle eldeki davayı açmışlardır. Davalı …, 1996 yılında davacı …’in kızı olan … ile nişanlı olduğu dönemde dava dışı bacanağı …’ün 3.kişilere olan borçları nedeniyle davacıların kefaleti üzerine 6.500YTL borç para verdiğini, aradan 8 yıl geçmesine rağmen …’ün borcunu ödemediği gibi davacıların da herhangi bir ödeme yapmadığını savunmuştur. MAhkemece denkleştirici adalet ilkesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı alacaklı taraf, davacı borçluların kefaletine dayanmaktadır. BK.nun 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması zorunludur. Davalı alacaklı tarafça yazılı kefalet sözleşmesi olduğu iddia ve ispat edilmemiştir. Öyle olunca davanın tümden kabulü gerekir. Bu hususlar gözetilmeden yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ikinci bent gereğince davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, 8.772.00 TL kalan harcın davalılardan … ile …’dan alınmasına, peşin alınan 1.486.00 TL temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 25.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.