YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8625
KARAR NO : 2010/2321
KARAR TARİHİ : 25.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı … ile davalılar vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı avukat olduğunu, davalıların murisi …ın sahibi olduğu 52 nolu parsel üzerindeki taşınmazlarla ilgili hukuki sorunları çözmek üzere murislerinin vekaletini aldığını, ilgili arsa üzerinde bulunan işgalcilerle görüşerek, sulh olanlara hisseleri satılarak satış bedelerini murise ödediğini, satın almaya yanaşmayanlar aleyhine de davalar açıp takip ettiğini, muris ile yapılan sözlü anlaşma ile satışı yapılan taşınmazların satış bedelinin % 10’u ile takip edilen her bir dosya için de … Barosu Avukatlık Ücret Tarifesi’ne göre ücret ödenmesinin kararlaştırıldığını, murisin 22.12.2000 tarihinde ölümünden sonra da davalı mirasçılarla aynı şartlarla anlaşma yapıldığını, ancak 2.4.2002 tarihinde haksız olarak azledildiğini ileri sürerek, yapılan satışlar nedeni ile 5190 dolar ile karar çıkan ve derdest olan toplam 11 adet dosya için 12.980 YTl. Vekalet ücretinin dava tarihinden yasal faizi ile müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının karara çıkan dosyaları kesinleştirmediğini, satışını yaptığı taşınmazlardan tüm ücretini mahsup ettiğini, icra dosyalarını sürüncemede bıraktığını, talimat almadan açılan davaları kabul ettiğini, tahsil ettiği bedellerin hesabını da vermediğini bu nedenle haklı olarak azledildiğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, karara çıkan ancak kesinleştirilmeyen dosyalar için azlin haklı olduğu, derdest davalar için ise azlin haklı olmadığı kabul edilerek 3.243,32 YTL.nin dava tarihinden yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı avukatın muris …’ın 13.10.1998 tarihinde, davalıların da 15.1.2001 tarihinde aldığı vekaletleri ile hem 52 nolu parselin satışına hem de davalarının takibine ilişkin yetki aldığı, 2.4.2002 tarihinde azledildiği ve aralarında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı ile davalıların murisi arasındaki vekalet ilişkisinin kapsamının 52 nolu taşınmazdaki işgalcilerin yarattığı fiili durumdan kaynaklanan hukuki sorunun çözümüne dayalı olduğu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı avukatın azlinin haklı olup olmadığı, dolayısıyla vekalet ücretine hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Davanın konusunu oluşturan davalılar adına açılan men’i müdahale- kal ve ecrimisile ilişkin … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2000/371 esas sayalı davasının 27.9.2001 tarihinde karara çıkmış olmasına rağmen mahkeme ilamının taraflara tebliğe çıkarılmadığı ve yine 2000/378 esas sayılı dosyasının 27.9.2000 tarihinde, 2000/377 esas sayılı dosyasının 18.10.2000 tarihinde, 2000/385 esas sayılı dosyasının 26.4.2001 tarihinde, 2000/373 esas sayılı dosyasının 18.5.2001 tarihinde karara çıkmış olmasına rağmen taraflara tebliğe çıkarılmadığı, bu konuda davacı avukatın davalı müvekkilerini yeterli şekilde bilgilendirdiği konusunda bir delil sunulmadığı, yine kesinleşen 2000/406 ve 407 esas sayılı dosyaların ilamının infazı için yapılan icra takiplerinin de nedensiz olarak yaklaşık 8 ay boyunca işlemsiz bırakıldığı ve bu nedenle davacı avukatın azlinin haklı olduğunun kabulü zorunludur. Aslında bu husus mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece, yine aynı taşınmaza yönelik açılan ve azil tarihi itibariyle derdest olan davalar açısından ayrım yapılarak azlin haksız olduğu kabul edilmiş ve % 10 üzerinden vekalet ücreti hesabı yapılarak karar verilmiştir.
Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmayan hallerde vekalet ücreti üstlenilen işin sonuçlanması ile muaccel olur. Yukarıda açıklandığı üzere, vekalet ilişkisinin kapsamı değerlendirildiğinde, davacının bazı dosyaların infazını geciktirmesi, bakiye ilam harçları konusunda davalıları bilgilendirmeyerek işi sürüncemede bırakması nedeni ile azlin haklılığı karşısında, derdest davalar yönünden de Avukatlık Kanunun’nun 174. maddesi gereğince ücret talep edemeyeceğinin kabulü gerekir. Aksi düşüncelerle mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. Bent gereğince temyiz olunan kararın davalılar yararına bozulmasına750.00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde her iki tarafa iadesine, 25.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.