Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/11167 E. 2011/1723 K. 08.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11167
KARAR NO : 2011/1723
KARAR TARİHİ : 08.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalılar …, … … ve … yönünden davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ile davalılardan …, … , …, … avukatınca duruşmasız, davalı … avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, … otellerinin tasfiyesi sürecinde, Emekle Sandığının tasfiye işini doğrudan Eskidji firmasına yaptırabilecekken … Proje şirketi ile sözleşme imzalanarak tasfiye sürecine bu şirketin de dahil edilmesi neticesinde, … Proje şirketinin aldığı komisyon tutarı olan 366.370.TL, … Proje şirketi ile Eskidji firmasının aldığı toplam fon getirisi olan 9.547.04.TL ve … Projeye verilen 100.000.00.TL avansın yasal faiz getirisi olan 48.821.85.TL olmak üzere toplam 424.732.52.TL sandık alacağının, zararın oluştuğu tarihten itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte zararın oluşmasına sebebiyet veren davalılardan …, …, … …, M…., …, … ve A…. …’ tan müştereken ve müteselsilen tahsiline; sandığa ait olan fon getirisinden 9.547.04.TL’ yı sözleşmeye aykırı davranarak kendisine ve Eskidji firmasına verdiğinden 9.547.04.TL’ nın zararın oluştuğu tarihten itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalıların yanında … Proje şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir.
Mahkemece, kısa kararda, “1.Davalılar …, … … ve … aleyhine açılan davanın reddine, 2.diğer 2010/11167 2011/1723
Davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 9.600.00.TL’ nın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte bu davalılardan tahsiline, fazla istemin reddine”; gerekçeli kararda ise, ““1.Davalılar …, … … ve … aleyhine açılan davanın reddine, 2.Diğer davalılar …, …, …, …, … Proje Yönetim Danışmanlık Denetim ve Turizm İşlet. Ltd. Şti. Ve … …den aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 9.600.00.TL’ nın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte adı geçen davalılardan dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazla istemin reddine” karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalılardan …, …, …, M…. ve … … tarafından temyiz edilmiştir.
10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. HUMK.’ nun 381. maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.’ nun 388/son. maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.’ nun 388. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.’ nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir 2010/11167 2011/1723
Durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Temyize konu davada, kısa kararda, “1.Davalılar …, … … ve … aleyhine açılan davanın reddine, 2.Diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 9.600.00.TL’ nın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte bu davalılardan tahsiline, fazla istemin reddine”; gerekçeli kararda ise, ““1.Davalılar …, … … ve … aleyhine açılan davanın reddine, 2.Diğer davalılar …, …, …, …, … Proje Yönetim Danışmanlık Denetim ve Turizm İşlet. Ltd. Şti. Ve … aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 9.600.00.TL’ nın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte adı geçen davalılardan dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazla istemin reddine” karar verilmiş olması, az yukarıda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir. Mahkemece 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacı ile davalılardan …, …, …, M…. ve … …’ nin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davacı ile davalılardan …, …, …, M…. ve … …’ nin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 8.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.