Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/11990 E. 2011/4235 K. 22.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11990
KARAR NO : 2011/4235
KARAR TARİHİ : 22.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazın kum ocağı olarak işletmek üzere 1998 yılı aralık ayında davalı idareden kiralandığını, sözleşmede kararlaştırılan kiraları ödeyemeyince aleyhine yapılan icra takibi sonunda 1.5.2000 tarihinde tahliye edildiğini, 15.2.2001 tarihinde idareye mürücaat ederek taşınmazdaki elenmiş ve temizlenmiş kumun kendisine verilmesini istediğini, idarenin ise taşınmazda bulunduğu tesbit edilen 2100 m3 kumu kira bedellerinin ve işlemiş faizin ödenmesi halinde vereceğini bildirdiğini, 26.9.2006 tarihinde davalıya olan kira borcunu faiziyle birlikte ödeyerek borcunu kapattığını, 10.10.2006 tarihli başvurusuna rağmen kumun iade edilmediğini ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere işlenmiş halde olan 2100 m3 kumun aynen iadesini, olmadığı takdirde fazlası saklı kalmak üzere bedeli olan 6500,00 TL’nın 11.10.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı, kendilerine husumet düşmeyeceğini, stok alanındaki malzemenin kendilerine teslim edilmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı idarenin kira bedeli ve faizleri ödeninceye kadar kum üzerinde hapis hakkını kullandığı, kira bedeli ve faizleri ödendiği içinde kumu iade etmesi gerektiği, … Ticaret odasının bildirdiği işlenmemiş kumun serbet piyasa fiyatına göre dava konusu kumun bedelinin 35.700 TL olduğu, kumun davalı idarece teslim edilmeyeceğinin belirlendiği gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak 6500 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir 2010/11990-2011/4235
Isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının 1998 yılı aralık ayında akdedilen kira sözleşmesi ile kum ocağı olarak işletmek üzere dava konusu taşınmazı davalıdan kiraladığı, ancak kira bedelini ödemede temerrüde düşmesi sonucu 1.5.2000 tarihinde tahliye ettiği, davacının kum ocağını işlettiği sırada taşınmazda 2100 m3 kumun biriktiği, davalının ödenmeyen kira bedeli ile işlemiş faizin ödenmesi halinde 2100 m3 kumun iade edileceğini davacıya bildirdiği, davacının da 26.9.2006 tarihinde kira bedeli ve işlemiş faizini davalıya ödediği ve ancak aradan geçen zaman süresinde kim olduğu saptanamayan kişi veya kişilerce ocak mahallinden alınması nedeniyle kumun davacıya verilemediği sabit olup, davacı kumun aynen iadesini, olmaz ise bedelinin tahsilini istemiş ve mahkemecede kumun dava tarihindeki bedeli belirlenerek talepte bağlı kalınmak suretiyle dava kabul edilmiştir. Hemen belirtmek gerekirki, kira sözleşmesinin feshine, davacının kusurlu davranışı ile neden olduğu sabit olup, yine davacıdan kaynaklanan nedenlerden dolayı kira bedeli ve işlemiş faizinin de tahliyeden uzunca bir süre sonra 26.9.2006 tarihinde ödendiği anlaşılmaktadır. Açık sahada ve korumasız olan kum ocağında bulunan kumun mahafazası ve korunmasının davalı tarafından üstlenildiğine dair bir kararlaştırma olduğu iddia ve ispat edilmemiş isede, davalı idarenin davacıya yazdığı 11.8.2001 tarihli yazı ile kira bedellerinin yasal faizi ile ödenmesi halinde 2100 m3 kumun alınabileceğini bildirmesi nedeniyle kumun davacıya teslim edilmemesinden dolayı sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerekmekte olup, mahkemenin de kabulü bu yöndedir. Ne varki, sözleşmenin feshine kendi kusurlu davranışı ile neden olan ve yine kendi kusurlu davranışı ile kira bedeline ve işlemiş yasal faizini geç ödeyen davacınında olayın gerçekleşmesinde müterafik kusurlu olduğunun kabulü zorunludur. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek ve davacınında müterafik kusurlu olduğu kabul edilmek süretiyle, olayın oluşumu değerlendirilip davacının ne oranda kusurlu olduğu tayin ve takdir edilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 781,00 TL. temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.