YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1205
KARAR NO : 2010/9257
KARAR TARİHİ : 24.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 8.8.1998 tarihli Kira sözleşmesi imzaladıklarını, 24.12.1999 tarihinde eşinden boşanınca mecurdan ayrıldığını, ancak, kira bedellerini ödemeye devam ettiğini, davalının, kendisi ve kefil Müşerref Göçmen aleyhine kira bedellerinden birinin geç ödendiğinden bahisle Ağustos 2007 ile sonraki 11 aylık kira bedellerinin tahsili istemiyle icra takibi başlattığını, eski eşinin 31.12.2007 tarihinde mecuru tahliye ettiğini, davalının tahliyeden sonra 8.8.2008 tarihine kadar olan kira bedellerini ferileriyle birlikte tahsile ettiğini, tahliye sonrası aylara ilişkin kira bedellerinin davalıyı sebepsiz zenginleştirdiğini, manevi zarara da uğradığını ileri sürerek, davalıya ödenen 6.865,57 YTL’nin faiziyle istirdadı ve 1.000 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle kendi kusuru sonucu kira bedellerini ödemeyerek temerrüde düştüğünü, sözleşme uyarınca muaccel hale gelen kira parasını tahsil edip davacının cebri icra yoluyla tahliye edildiğini, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının tahliye tarihini belgelendirmek suretiyle tahliyeden sonraki kesinleşen alacak için ilgili mahkemede menfi tespit davası açması gerektiği, ödeme yapıp sonradan istirdat ve manevi tazminat davası açmasının yerinde olmadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasında 8.8.1998 başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzalandığı, davalının ödenmeyen Ağustos 2007 kira bedelinin bakiyesi ile diğer 11 ayın kira bedeli karşılığı olarak toplam 9.095,16 YTL alacağın tahsili için davacı ve kefil Müşerref Göçmen aleyhine icra takibi başlattığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup
bu hususlar çekişmesizdir. Davacı, mecurun 31.12.2007 tarihinde tahliye edildiğini, davalının bu tarihten kira dönemi sonuna kadar olan dönem için tahsil ettiği kira bedeli yönünden sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, bu döneme tekabül eden 6.685,57 YTL’nin istirdadı istemiyle eldeki davayı açmış,davalı davacının sözleşmeye aykırı davranarak kira bedellerini ödemediğinden sözleşmenin 10.maddesi uyarınca muaccel hale gelen kira bedellerini tahsil ettiğini savunmuştur. Mahkemece davacının tahliye tarihini belgelendirmek suretiyle tahliyeden sonraki kesinleşen alacak için ilgili mahkemede menfi tespit davası açması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişsede davacının işbu davadaki talebi 31.12.2007 tarihinden sonraki kira bedelleri yönünden menfi tespit istemini de içermektedir. Davacı kiracının, kira süresi dolmadan mecuru tahliye etmesi halinde kural olarak sözleşme süresi sonuna kadarki kira bedellerinden sorumluluğu söz konusu ise de, kiralayanın da kiralananı yeniden kiraya vermek için gayret göstermesi, kiracının zararının artmasına neden olmaması gereklidir. Bu itibarla erken tahliye halinde kiracının BK.nun 98.maddesi dalaletiyle aynı kanunun 44.maddesi gereğince taşınmazın yeniden aynı şartlarla kiraya verilebileceği tarihe kadar olan kira bedellerinden sorumlu olduğu Dairemizin kökleşmiş içtihatlarıyla kabul edilmektedir. Öyle olunca,mahkemece kiralananın, anahtar teslimi suretiyle tahliye edildiği tarih saptanıp tahliye edildiği tarihten itibaren sözleşmedeki aynı şartlar ve aynı kira bedeli üzerinden ne kadar sürede yeniden kiraya verilebileceği, konusunda uzman kişilerden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığı ile keşfen tespit edilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının ikinci bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereğince temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 24.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
…