YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12875
KARAR NO : 2011/8002
KARAR TARİHİ : 24.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı … vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kendi adına kayıtlı iken dava dışı üçüncü kişiye sattığı kooperatif hissesinin, davalı tarafından açılan dava sonunda üçüncü kişi adına olan tapusunun iptal edilerek davalı adına tescil edildiğini, bu nedenle alıcıdan aldığı satım bedelini iade etmek zorunda kaldığını, oysa kooperatif hissesine ilişkin tüm ödemeleri kendisinin yaptığını, davalının herhangi bir katkısının bulunmadığını ileri sürerek, kooperatif hissesinin dava tarihindeki raiç bedelinden şimdilik 10.000,00 TL’nın tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, alınan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle davanın kabulüne, fazla talebin redine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın şumulü dışında kalarak kesinleşmiş olan cihetlere ait temyiz itirazlarının 2010/12875 2011/8002
incelenmesi artık mümkün bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava katkı payından dolayı alacak istemine ilişkin olup, davacının evlilik birliği devam ederken çalıştığında tereddüt bulunmamaktadır. Davada çözülmesi gereken sorun, davalının kooperatif hissesi ödemelerine katkıda bulunup bulunmadığı bulunmuş ise ne oranda katkıda bulunduğu hususudur. Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen dairemizin 7.6.2006 günlü bozma ilamında açıkça davalının dikiş dikmek suretiyle aile bütçesine ve dolayısıyla taşınmaz alımına katkıda bulunduğu belirlenmiş olup, bu husus mahkemeyi ve tarafları bağlayıcı niteliktedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 1980 yılından sonra konfeksiyon işinin yaygınlaşması nedeniyle evde terzilik yaparak gelir edilemeyeceği gerekçesiyle davalının dikiş dikmek suretiyle elde ettiği gelir değerlendirmeye alınmamıştır. Oysaki az yukarıda belirlendiği üzere, dairemiz bozma ilamında davalının terzilik yaparak aile bütçesine katkısı nedeniyle taşınmaz alımına katkıda bulunduğu belirtilmiş olup, mahkemece, bu yönde karar verilmesi zorunludur. Hal böyle olunca, mahkemece, davalının evde dikiş dikerek ve terzilik yaparak sağladığı kazançla taşınmaz alımına hangi oranda katkıda bulunabileceği hususunda bilirkişi kurulundan rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmelidir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek, usulü kazanılmış hak ilkesine aykırılık oluşturacak şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
3-Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının 8.10.1985 ile 1.5.1989 tarihleri arasındaki tüm kazancı taşınmazın alımında katkı payı olarak değerlendirilmiştir. Başka bir deyişle tüm kazancını taşınmaz alımına harcadığı kabul edilmiştir. Oysaki aile reisi olan davacının bu konumu niteliği nedeniyle ailesinin infak ve iaşesini sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu bağlamda davacının kazancının bir kısmınının ailenin günlük yaşantısını devam ettirebilmesi için gerekli olan harcamalar için kullandığının ve bir kısmınında davacının kendi şahsi harcamaları için kullanıldığının kabulü zorunludur. Bu itibarla davacının kazancından ailenin infak ve iaşesi için gerekli olan harcamalar ile kendi şahsi harcamaları çıktıktan sonra kalan miktarın katkı payı olarak değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece, az yukarıda belirtilen hususlarda bilirkişilerden gerekli rapor alınarak, ailenin infak ve iaşesi ile kendi şahsi harcamaları için kullanılması gereken miktarın düşümü ile davacının ve davalının katkı payları belirlenmeli ve 2010/12875 2011/8002
hasıl olacak sonucu uygun bir karar verilmelidir. Mahkememenin değinilen bu yönleri gözardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2 ve 3 numaralı bentler uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, aşağıda dökümü yazılan 1.25 TL kalan harcın davacıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 24.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.