Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/13044 E. 2011/10492 K. 30.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13044
KARAR NO : 2011/10492
KARAR TARİHİ : 30.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili … ile davacı vekili avukat Abdulkadir Eren’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, …, ilçesi …Köyünde köylülerden kiraladığı yaklaşık 600 dönüm yeri ön tetkiklerini yaparak mühendis kontrolünde toprağı hazırlayarak 2006 nisan-mayıs aylarında da patates ektiğini,ürünün ilaçlanması aşamasında ilaç bayi olan davalıdan aldığı ilaçları davalının huzuru ile onun hazırladığı karışımları davalının öngördüğü şekilde tarlada kullandığını ancak bitkilerde sararma,çökme başladığını,davalıya söylendiğinde uygulamasının doğru olduğu konusunda ısrar ettiğini,eylül ayı sonu itibarıyla hasat yaptığını,ürünün ceviz büyüklüğünde kaldığını,bu ürüne pazar bulamadığını ve zarar ettiğini bildirerek şimdilik 100.000 TL zararının tahsilini talep etmiş, 20.08.2008 tarihli dilekçesiyle de talebini ıslah suretiyle 550.000 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı, eylül 2006 tarihinde ürünü hasat ettiğini ve kendisinin sattığı ilaçlardan kaynaklandığını iddia eden davacının 15.5.2008 tarihinde dava açtığını,2.4.2008 tarihinde de tesbit yaptırdığını,süresinde ayıp ihbarında bulunup dava açmadığını,hak düşürücü sürenin geçtiğini ayrıca kendisinin sadece ilaç sattığını,ilaçların kullanımı ile ilgili olarak bizzat nezaret etmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının olayda % 50 kusurlu olduğunun kabulü ile 211.853,25 TL nin dava tarihinden 2010/13044 2011-10492
itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş,hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı 2006 nisan mayıs aylarında kiraladığı tarlaya patates ektiğini,ürün 15-20 cm lik olunca davalıdan satın aldığı ilaçları onun talimatı ile karıştırarak,yine davalının huzuru ile ürüne uyguladığını,40-50 cm lik olunca aynı şekilde ikinci ilaçlama yapıldığını,bundan itibaren belli bir süreç içinde üründe çökme ve sararma başladığını,2006 eylül sonu hasat yaptığını,ürünün ceviz büyüklüğünde kaldığını,bu ürünü satamadığını bildirerek zararının tahsili için eldeki davayı açmıştır.Davalı süresinde verdiği cevap dilekçesi ile hak düşürücü sürenin BK.198.maddesi uyarınca geçtiği itirazında bulunmuştur.Davacının 2006 nisan mayıs ayında ektiği patatesi 2006 eylül ayında hasat ettiği ,ayıp iddiası nedeniyle 2.4.2008 tarihinde tesbit yaptırdığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Buna göre,davacının 21.4.2008 tarihli bilirkişi raporu ile en geç ayıptan haberdar olduğunun kabulü gerekir.
BK’nun “Madde 198: Müşteri kabz ettiği mebiin halini örf ve adete göre imkan hasıl olur olmaz muayene etmek borcu ile mükellef olup mebi de bayiin tekeffül altında olan bir ayıp gördüğü zaman bunu derhal bayie ihbar etmesi lazım gelir.
Bunu ihmal ettiği halde mebii kabul etmiş sayılır. Meğerki mebide adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp bulunsun.
Bu kabilden bir ayıp sonradan meydana çıkarsa derhal bayie ihbar edilmelidir. Aksi takdirde, mebi bu ayıp ile beraber kabul edilmiş addolunur.
Madde 207 – Bayi daha uzun müddet için kefalet etmemiş ise, mebii ayıba karşı tekeffülden mütevellit her türlü dava, mebideki ayıp daha sonra meydana çıksa bile müşteriye teslim vukuundan itibaren bir sene geçmekle sakıt olur.
Fakat müşterinin, bayi tarafından aleyhine ikame edilen davaya karşı mebiin tesliminden itibaren bir sene geçmeksizin ihbar ettiği ayıptan dolayı defi hakkı sene geçmekle sakıt olmayıp devam eder.
Bayi müşteriyi iğfal etmiş ise bu bir senelik müruru zamandan istifade edemez.”şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Buna göre davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığından davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun kabulü gerekir.
Bundan ayrı olarak davacı taşınmazlarla ilgili bir kira sözleşmesi ibraz etmemiş,hasattan 2 yıl sonra yaptırılan tesbitte zeminde patates kalıntıları ya da istiflenmiş patates çuvalı olduğuna ilişkin bir hakim ve bilirkişi gözlemi yer almamıştır.600 dönüm yere patates ektiği ve ürünün davalının satıp ürüne uygulattırdığı ilaçtan dolayı gelişmediğine ilişkin davacı iddiası yasal delillerle de ispat edilememiştir.
Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan 1.bentte açıklanan nedenle davacının tüm temyiz itirazlarının reddine,2.bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA,
31.127.60 TL kalan harcın davacıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 30.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.