YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1336
KARAR NO : 2010/9876
KARAR TARİHİ : 05.07.2010
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, 2007 yılı pancar ekimi döneminde şekerpancarı ürettiklerini ve davalı şirkete satıp teslim ettiklerini, davalı şirketin bir çok üreticinin ürün bedeli alacaklarını gruptaki diğer bazı üreticilerin borçlarına müteselsil kefil oldukları gerekçesi ile ödemediğini, bunun gerekçesi olarak da şeker pancarı üretim sözleşmesinin 13. Maddesini gösterdiğini, davalı ile aralarında B.K.’nun 483 ve devamı maddeleri gereğince düzenlenen bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, alacaklarının ödenmemesinin yasal dayanağının bulunmadığını ileri sürerek, toplam 14.476,22 TL ürün bedelinin 01/05/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı; Davacı şeker pancarı üreticileri ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin 2007 yılını kapsayan ve 5298 no’lu pancar üretim sözleşmesine dayandığını, grup üyeleri ile tüm grubu kapsayacak şekilde tek bir sözleşme yapıldığını, buna uygun olarak da sözleşmenin amacına uygun şekilde mahsup işlemi yapıldığını, davacıların müşterek borçlu durumunda olduklarını, sözleşmenin 10, 12 ve 13. maddelerine göre yapılan mahsup işleminin sözleşmeye ve yasaya uygun olduğunu, sözleşmenin 8/f-g maddesinde de gruptaki üreticilere yapılan her türlü avans ödemesinin kati bedelden mahsup edileceğinin düzenlediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisinde yer alan, Grup sözleşmesinin müteselsil mesuliyet başlıklı 13. maddesinin incelenmesinde; üreticilerin bu sözleşmede yazılı tüm hüküm ve yükümlülüklerden gerek şahsen gerek vekillerinin şirketten alacakları ayni ve nakdi destekler nedeni ile kesin hesap neticesinde, taahhuk edecek borçlarının …… TL’lik kısmının edasını yekdiğerinin müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlusu sıfatı ile kefil ve ödeyen olduklarını ve taahhuk edecek alacaklardan gerek kendilerinin, gerek gruptaki diğer üreticilerinin borçları için takas ve mahsuba şirketin
yetkili olduğunu kabul, beyan, ikrar ve taahhüt ederler” hükmünün bulunduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 3/1. Maddesinde ise; A kotası pancarın avans ve kesin fiyatları ile B kotası pancarın kesin fiyatının 4634 sayılı yasanın 4 ve 5. maddeleri ile yönetmeliğin esasları doğrultusunda, şirket ile üretici veya temsilcileri arasında ekim ayında başlayacak müzakereler sonucunda yıllık enflasyon oranı, üretici maliyetlerindeki artış, dünya pancar fiyatları ve alternatif ürün paritesi dikkate alınarak en geç kasım ayı sonuna kadar varılacak mutabakatla belirleneceği, avans fiyat belirlenmesi durumunda A, B ve C kotası kesin fiyatının izleyen yılın en geç ekim ayında aynı usulle belirleneceği, belirlenen kesin fiyatın sözleşmede yer alacağının belirtildiği anlaşılmaktadır.
BK’nun 484. maddesine göre; kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için sözleşmenin yazılı olarak yapılması ve kefillerin sorumlu olacağı belirli bir miktarın sözleşmenin düzenlendiği anda gösterilmiş olması yani sorumlu olunacak miktarın açıkça sözleşme sırasında belirlenmiş olması yada sözleşmeden böyle bir miktarın belirlenebilmesinin mümkün olması gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen Grup sözleşmesi incelendiğinde ise; sözleşmenin 13. maddesinde kefalet olunacak miktarın belirlenmesine esas olan, pancar kesin fiyatının ancak sözleşmeden sonra belirleneceği anlaşılmakla, sözleşme sırasında kefalet kısmının belirlenebilir olmasının da mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Kefalet olunacak kısmın sözleşmenin düzenlendiği anda tespitinin mümkün olmadığı ve sözleşme kapsamına göre de; kefaletin sözleşme anında belirlenebilir olmadığı, borç miktarının sonradan belirlenerek bu kısmın doldurulduğu, hal böyle olunca, geçerli bir kefalet sözleşmesinden bahsedilemeyeceği anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, Bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.