Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/1424 E. 2010/10470 K. 13.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1424
KARAR NO : 2010/10470
KARAR TARİHİ : 13.07.2010

MAHKEMESİ : … Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile olan müteahhitlik ve inşaatçılığa dair adi ortaklıklarını 14.03.2006 tarihli “Ek Sözleşme ve Taahhütname” başlıklı belge düzenleyerek sona erdirdiklerini, davalının sözleşme hükümlerine uymadığını, bu nedenle sözleşmenin 5. maddesine göre daire başına her ay 1000-Euro olmak üzere toplam 32.000-Euro ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 32.000-Euro karşılığında 54.806,40-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 2.000- Euro’nun temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere ve özellikle her ne kadar mahkeme kararında yabancı para alacağına reeskont faizi uygulanmasına karar verilmiş ise de “reeskont faizi” adı altında her hangi bir faiz türü olmayıp, kararda belirtilen faiz türünün 3095 sayılı yasanın 4/a maddesinde öngörüldüğü şekilde yabancı paraya Devlet bankalarında bir yıllık en yüksek mevduat faizi uygulanacağının anlaşılmasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, 32.000-Euro karşılığında 54.806,40-TL alacağa temerrüt tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesini istemiş; mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 2.000-Euro’nun temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. HUMK’.nun 388/son maddesi gereğince, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Ayrıca, bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hâkime yükletilmiş bir görevdir. Somut olayda; mahkemece, hükmolunan alacağa işletilecek faizin başlangıcı olan temerrüt tarihinin açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmemesi suretiyle infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmuştur. Anılan yasa maddelerine uygun düşmeyecek şekilde, infazda tereddüt yaratan mahiyette hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
Borçlar Kanununun 101/1. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacı tarafından dava açılmadan önce davalının mütemerrit duruma düşürüldüğü iddia ve ispat edilememiştir. Bu nedenle, dava tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın “Hüküm” başlıklı bölümünün ( 2 ) nolu bendinde yazılı bulunan “temerrüd” sözünün karardan çıkarılarak yerine “ dava ” sözünün yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 13.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.