Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/14470 E. 2011/7282 K. 05.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14470
KARAR NO : 2011/7282
KARAR TARİHİ : 05.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalıların murisinden kadastro parseli içindeki 527 metrekare hisseyi 14.2.1986 tarihli harici sözleşme ile satın aldığını, bedelini ödediğini daha sonra belediyenin yaptığı imar uygulaması sonucu %30 kayıp ile 369 metrekare olduğunu, davalı mirasçıların parselin devrini vermediklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin dava … saklı kalmak üzere 10.000-TL’ nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, imar uygulamasından sonra kalan parselin dava tarihi itibariyle rayiç değeri olan 6.000-TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine dair kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, hüküm, Dairemizin 04.04.2007 tarih, 2007/914 Esas, 2007/4680 Karar sayılı ilamı ile denkleştirici adalet ilkesinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulü ile 1.602,46-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının davalıların murisinden 14.2.1986 tarihinde 5-TL. ödeyerek haricen taşınmaz satın aldığı, yasanın aradığı şekil şartlarına uyularak resmi merciler önünde yapılmış bir satış sözleşmesi bulunmadığından yapılan arsa satış işleminin MK.nun 706, 2010/14470 2011/7282
BK.nun 213, Tapu Kanunun 26. maddesi hükmüne göre geçersiz olduğu ihtilafsızdır. Mahkemece verilen ilk kararın Dairemizce, “..davacının 14.2.1986 tarihinde ödediği satış bedelinin ifanın imkansız hale geldiği, taşınmaza ilişkin imar uygulamasının yapıldığı, davalıya satılan kısmın belediye hizmet alanı olarak belirlendiği kararının kesinleştiği tarih araştırılarak, bu tarihte ulaşacağı satış bedelinin; çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle (azalan alım gücünün) enflasyon, (tüketici eşya fiyat endeksi altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur, maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle ulaşacağı alım gücünün denkleştirici adalet ilkesine göre, gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak belirlemeli, bu yolla belirlenecek miktara istemle de bağlı kalınarak hükmedilmeli..” gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına uymuş olan mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Bu müesseseye “usuli müktesep hak” veya “usule ilişkin kazanılmış hak” denir. Bir başka ifadeyle, mahkemece; Yargıtay bozma ilamına uyulmasıyla, bozma doğrultusunda taraflar yararına usuli kazanılmış hak doğar. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. “Usuli Müktesep Hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir. Dairemizin bozma ilamında davalıların tüm temyiz itirazlarının reddine, hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmekle ilk hükümle ilgili konularda davacı yararına usuli müktesep hak oluşmuştur. Hal böyle olunca, mahkemece ilk hükümde davacı lehine hükmedilen 6.000-TL’nin daha azına hükmedilemeyeceği halde mahkemece yazılı şekilde 1.602,46-TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 12.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.