YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14702
KARAR NO : 2011/6084
KARAR TARİHİ : 14.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 19.9.2005 tarihinde davalıya 6.000 dolar borç para verip karşılığında belge aldığını, ancak davalının parayı iade etmediği gibi icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.
Davalı, yabancı uyruklu olup evlenerek Türkiye’ye geldiğini ve davacının müdürü olduğu firmada çalışmaya başladığını, çalıştığı süre büyunca davacının kendisini rahatsız ettiğini, davacıdan para almadığını ve böyle bir belge imzalayıp vermediğini, ancak muhtemelen davacının kendisinin boş anından yararlanarak boş sayfalara atılmış imzayı alarak üstünü doldurmuş olabileceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı ile davalı arasında özel ilişkinin bulunduğu, ceza davasında davacının davalıyı tehdit ettiğinden bahisle mahkum olduğu, davacının davalıya ait resimleri kullanarak şantaj yaptığı, BK.nun 19 ve 20.maddelerine aykırı olarak davalıya imzalatılan belgeden dolayı davacının hak iddia edemiyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
19.9.2005 tarihli davaya dayanak belge de “…’dan 6.000 dolar aldım” yazıları bulunmakta olup, davalı belge altındaki imzaya bir itirazda bulunmamış, aksine davaya cevap dilekçesinde boş sayfalara atılmış imzanın üstünün doldurularak düzenlendiğini savunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki inkar edilmeyen imzanın üstünün
2010/14702-2011/6084
anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ispat yükümlülüğü davalıda olup, davalının bu hususta yazılı belge ibraz edemediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Öte yandan açığa atılan imzanın sonuçlarından da davalı sorumludur. Tarafların birbirlerinden şikayetli olmaları nedeniyle açılan ceza davasında davacı …’ın davalı …’yı tehdit ettiğinden bahisle mahkumiyetine karar verilmiş ise de, tehdit olayının dava konusu borca dayanak belge ile ilgisi olmadığı gibi, aynı ceza davasında davalı …’nın da davacı …’a hakaret etmesi nedeniyle davalının da mahkumiyetine karar verildiği sabit olduğu gibi davacı …’ın şantaj suçundan dolayı beraatine karar verilmiştir. Ceza davasında, davacının bilgisayarında bulunan müstehcen resimlerdeki kişinin davalı …’ya ait olmadığının … tarafından beyan edildiği ve davacının …’ya şantaj yaptığına dair suçlamadan beraat kararı da verilmiş olup, Hukuk Mahkemesi hakimi BK. 53.maddesi uyarınca ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değilse de, davalının resimlerdeki kişinin kendisinin olmadığına dair beyanı esas alınarak oluşturulan beraat kararı ile başka bir deyişle maddi olayı tesbit eden ceza mahkemesi kararı ile bağlıdır. Bu itibarla, mahkemece ceza mahkemesinin gerekçesinde belirtilenin aksine gerekçe ile tersinin kabulü olanaksızdır. Kaldı ki davalı tarafından davacı hakkında sahtecilik iddiasıyla ilgili bir şikayette de bulunulmamıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, BK.nun 19 ve 20.maddelerine aykırı olarak düzenlediği ispat edilemeyen ve ceza davasına konu olan olaylardan bağımsız olarak düzenlenen belgeye dayalı olarak davacının talepte bulunabileceğinin kabulü gerekir. Mahkemece, davalının yemin deliline de dayandığı gözetilerek, savunmasını ispat zımnında davacıya yemin yöneltme hakkı bulunduğu da hatırlatılmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 19.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.