Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/14738 E. 2011/2649 K. 23.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14738
KARAR NO : 2011/2649
KARAR TARİHİ : 23.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı müteahhit ile yaptığı 31.10.2007 tarihli sözleşme uyarınca davaya konu 2/14 nolu bağımsız bölümü satın aldığını, yapılan sözleşmeye göre davalının yapı kullanma izin belgesi ve kat mülkiyeti tapusunu alıp, daireyi en geç 1.7.2008’de teslim edeceğini taahhüt ettiğini, Geç teslim halinde teslim tarihine kadar her ay için 1000 USD gecikme cezası ödeyeceğini taahhüt etmesine rağmen ödemediğini ve hakkında yapılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile davalının % 40 İcra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı Yüklenici olan davalıdan harici sözleşme ile daire satın aldığını, ancak sözleşmede kararlaştırılan tarihte kat irtifak tapusunun ve yapı kullanma izninin alınamadığını ileri sürerek, sözleşme gereğince tazminat talep etmektedir. Her ne kadar, mahkemece, tapu devrinin dava dışı … adına gerçekleştirilmiş olup, davacının akatif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile dava red edilmiş ise de, davalının yüklenici olduğu ve 4077 sayılı yasa kapsamında konut satıcısı olduğu hususunda duraklama yoktur. Davacı ise, akti ilişkinin aslında kendisi ile kurulduğunu, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olduğu gibi, tüm süreçte kendisinin taraf kabul edildiğini, tapu devrinin kendi talimatı ile eşi adına yapılmasının sonuca etkili olmadığını, ifa edilmiş sözleşmeden doğan hakları kendisinin kullanabiliceğini ileri sürmektedir. Bu durumda, davacının da 4077 sayılı yasa kapsamında tüketici sıfatı ile ve konut amaçlı yükleniciden satın alınan ve tapu devri gerçekleştirilmiş taşınmaz nedeniyle bu davayı açtığı açık ve belirgindir. Öyle olunca, gerek husumet ve gerekse işin esası ile ilgili uyuşmazlığın tüketici mahkemesince incelenip değerlendirilmesi zurunludur.
4077 sayılı Yasanın 23.maddesinde bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, (2) no’lu bent gereğince diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.2.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MAHALEFET ŞERHİ
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılamıyoruz.