Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/14959 E. 2011/5340 K. 06.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14959
KARAR NO : 2011/5340
KARAR TARİHİ : 06.04.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı ile tüketici kredisi sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme hükümlerine göre taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine borçlarının muaccel hale geldiğini, borcun ödenmesi için davalıya yapılan ihtarata rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle … 14. İcra Müdürlüğünün 2008/8039 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibinde bulunulduğunu, dayalının itirazı üzerine icra takibinin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
Davalı, çalıştığı şirketin işten çıkaracağı tehdidiyle topluca kendilerini götürerek adlarına çekilen krediyi aldığını, kendilerinin eline hiç para geçmediğini, sadece imza attıklarını, hatta borcun belli bir kısmını da şirketin ödediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı tarafından imzalanan 20.12.2006 tarihli 12.500,00 TL. bedelli tüketici kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla Limper Ltd. Şti. ile İmece Tüketim Kooperatifinin imzalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, davalıya 20.12.2006 tarihinde taksitli tüketici kredisinin kullandırıldığı, 20.12.2006 tarihli 12.500 TL. tutarlı kredinin aynı tarihte davalıya ait mevduat hesabına aktarıldığı, bu hesaptan 2010/14959-2011/5340
15.12.2006 tarihinde 12.000 TL.nin tediye fişi ile davalıya ödendiği, bu kredinin ödeme planına göre 20.12.2007 vadeli ve sonraki taksitlerinin ödenmemesi üzerine davacı tarafından yasal takibe başlandığı açıklanmaktadır .
Yine davalı ile birlikte Limfor şirketinde çalışan 40 dolayında kişiye davacı banka tarafından 10.000-15.000 TL. limitler arasında tüketici kredisi kullandırıldığı ve bu kredilerin büyük bölümünün tahsil edilemeyerek kanuni takibe intikal ettirildiği açıklanmıştır.
Tüm dosya kapsamı ile delillerin değerlendirilmesi sonucu, davalının kredi sözleşmesinde kefilolarak imzası bulunan Limfor şirketinde işçi olarak çalıştığı, kendisi gibi aynı şirkette çalışan 40’a yakın arkadaşının 10.000-15.000 TL. limitlerle kredi kullandıkları değerlendirildiğinde, asgari ücretle çalışan ve geliri kısıtlı olan kişilerin, yakın zaman dilimleri ile hep birlikte tüketici kredisine ihtiyaç duymaları hayatın olağan akışına ters olduğu gibi, belirtilen limitlerde kredi kullandırılacak kişilerin bu kredilerin aylık taksitlerini karşılayacak gelire sahip olup olmadıkları araştırılmadan, belgelendirilmeden kredi kullandırılması da bankacılık teamüllerine ve bankanın mevzuatına aykırı olduğunun kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle görünüşte şirket çalışanlarının kredi borçlusu gibi gösterildiği ancak gerçekte kredi kullananın çalıştıkları şirket olduğu bu hususun davacı bankanın bilgi ve muvafakatı olmaksızın yapılamayacağı kabul edilerek, davalı işçinin(tüketicinin) sorumlu olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalı lehine BOZULMASINA, 06.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.