YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1522
KARAR NO : 2010/9177
KARAR TARİHİ : 23.06.2010
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki hakem heyeti kararına itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının 26.1.2008 tarihinde oturma odası takımı ile yemek odası takımı satın aldığını, ürünlerin ayıplı olduğu gerekçesiyle satış bedelinin iadesi için başvurduğu … Valiliği Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 6.05.2008 tarih ve 20 sayılı kararıyla satış bedelinin iadesine karar verdiğini oysa, davalıya ayıplı mal satmadıklarını belirterek, … Valiliği Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıdan satın aldığı ürünlerin ayıplı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiş, birleşen davasında da ayıplı ürünlerin satıcıya iadesi ile ürün bedeli ile satıcı davalının aleyhine başlattığı icra takibi sonucunda icra dosyasına ödediği paranın tahsili ile olay nedeni ile duyduğu üzüntülerin karşılığı olarak 3000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl dosyada, … Valiliği Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının delil mahiyetinde olup itirazı mümkün olmadığından itirazın reddine, birleşen davanın kabulü ile toplam 5116,50 Tl nin faizi ile karşı davalılardan faizi ile tahsiline, mobilyaların karşı davacıya iadesine karar verilmiş; hüküm, davacı ve birleşen dosyanın karşı davalısı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillere yasaya uygun gerektiriri nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve birleşen dosyanın karşı davalısının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-HUMK’nun 388/son maddesi geregince, mahkeme kararının
2010/1522-9177
hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir soz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenılen borc ve tanınan hakların, mümkunse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gosterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır.
Temyize konu davada, birleşen dosya davacısının manevi tazminat talebi ile ilgili ,davalılar hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmıştır. HUMK 388 ve 389 maddeleri hükmü uyarınca hüküm fıkrasının şüphe ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde net ve açık bir şekilde yazılması gerekmektedir. Hal böyle olunca mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler ışığında davalılar hakkında davacının manevi tazminat talebi ile ilgili olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
SONUÇ : Birinci bent gereğince davacı ve birleşen dosya davalısının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı ve birleşen dosya davalısının yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.