YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15414
KARAR NO : 2011/3893
KARAR TARİHİ : 14.03.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı; Davalının 19.07.2007 tarihli kredi sözleşmesi ile aldığı tüketici kredisi borcunu ödemediğini, aleyhine takip yaptığını ancak davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın kaldırılarak davalının icra- inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı; Hesap kat ihtarının usulüne uygun olmadığını, birden fazla kredi türü için tek takip yapıldığını, Tüketici kredisinden kaynaklanmayan krediler için Tüketici Mahkemesinin görevli olmadığın belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Davanın kısmen kabulü ile; davalının itirazının kısmen iptaline, 1.322,61.-TL asıl alacak, 482,50.-TL toplam işlemiş faiz, 21,58.TL BSMV olmak üzere toplam 1.826,69.-TL üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren temerrüt faizi ve gider vergisi uygulanmak suretiyle takibin devamına, hükmolunan itirazlı asıl alacak üzerinden takdir olunan %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı vekili için takdir olunan 500.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş ise de; daha sonra davalının 08.09.2010 tarihli tavzih talebi üzerine, mahkemece talebin kabulü ile vekalet ücretinin 1.637.31 TL olarak düzeltilmesine karar verilmiş, anılan hüküm ve tavzih işlemi davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava İİK.nun 67. maddesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, süresinde ödenmeyen Tüketici Kredisi borcu ile bu borca bağlı olarak açılan kredili mevduat hesabından kaynaklanan alacak miktarı ile temerrüt faizinden kaynaklanmaktadır. Davacı, davalının kullandığı tüketici kredisi taksitlerinin aksatılması ve kredili mevduat hesabından kaynaklanan 2010/15414 2011/3893
Borç nedeni ile kat ihtarı gönderilerek takip başlatıldığını ancak davalının başlatılan icra takibine itiraz ettiğini belirterek vaki itirazının iptali istemi ile eldeki davayı açmıştır.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10. maddesi vadesi gelmeyen taksitlerin muaccel olması için, “tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksiti ödemede temerrüde düşmesi yanında bir haftalık süre verilerek muacceliyet uyarısında bulunulması” gerektiğine ilişkin düzenleme getirilmiş olup, mahkemece davacı bankanın bu hükme uymadan, hesabı kat ettiğinin açık olduğu gerekçesiyle kredili mevduat hesabından kaynaklanan alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4077 sayılı yasının 10. maddesini değiştiren 4822 sayılı yasa, 6.3.2003 tarihinde kabul edilmiş olup, 14.6.2003 tarihinde de yürürlüğe girmiştir. Bu madde emredici bir hüküm olup usulüne uygun çekilmeyen ihtar ile vadesi gelmeyen taksitlerin muaccel olduğundan bahsedilemez. O halde vadesi gelmeyen taksitlerin muaccel olduğu kabul edilemez. Davacı ancak muaccel olan alacaklarını isteyebilir. Hal böyle olunca mahkemece taraflardan bu konuya ilişkin delilleri sorulup, davacının takip tarihine kadar ödemediği taksitlerin belirlenerek bu miktar üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Mahkemece davalı’nın 08.09.2010 tarihli tavzih talebi üzerine, talebin kabulü ile davalı yararına hükmedilen 500.-TL vekalet ücretinin 1.637.31 TL olarak düzeltilmesine karar verilmiş ise de; Hükümlerin tavzihi HUMK’nın 455 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, 455. maddeye göre “Hüküm müphem ve gayrivazıh olur veya mütenakız fıkraları İhtiva ederse icrasına kadar her iki tarafın biri iphamın tavzihini ve tenakuzun refini isteyebilir”, 459. maddeye göre ise “İki tarafın isim ve sıfat ve neticei iddialarına müteallik hataları ve esas hükümdeki hesap hataları kendilerinin istîmaından sonra mahkeme tarafından tashih olunur. Tashih olunan cihet hüküm üzerine yazılır.” denilmektedir. Tavzih yoluyla hüküm değiştirilemeyeceği gibi, mahkemenin tavzih kararına konu husus HUMK’nın 459. maddesinde açıklananlardan olmadığından, usul ve yasaya aykırı olan tavzih kararının da bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1.ve 2.bentlerde belirtilen nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 14.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.