Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/15604 E. 2011/11367 K. 12.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15604
KARAR NO : 2011/11367
KARAR TARİHİ : 12.07.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … gelmiş davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile arasında yapılan 16.03.2001 tarihli sözleşme ile davalının adına kayıtlı olan … ilçesi … ada … parselde kayıtlı taşınmazı satmayı vaadettiğini ancak, taşınmazın kendisine devredilmeyerek 3. şahsa satıldığını, sözleşmenin fiilen imkansız hale geldiğini belirterek 8.000,00 TL tazminatın 13.04.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde, davasını inançlı işleme dayandırmışsa da, HUMK.nun 76. maddesi uyarınca davada maddi olguların açıklanması taraflara, ileri sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesi ve uygulanacak yasa maddelerinin tespit edilmesi ise hakime ait bir görevdir.Somut olaya bakıldığında; davacı ile davalı arasında düzenlenen resmi satış sözleşmesi ile kendisine ait 1964 ada 6 parselde kayıtlı taşınmazı davalıya satıp tapuyu da devretmiştir.16.3.2001 tarihli harici sözleşme ile de,bu taşınmazın tekrar devri veya bir takım koşulların gerçekleşmesi halinde 20.000 dolar tazminatın ödeneceğinin 2010/15604 2011/11367
kararlaştırıldığını ileri sürerek, bu suretle uğramış olduğu zararın ödetilmesi için eldeki davayı açmış olup, dava dilekçesinin içeriğine ve iddianın bu ileri sürülüş biçimine göre taraflar arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı satış işlemi niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.Mahkemece,tapulu taşınmazların satışı MK.nun 706. BK.nun 213. Noterlik Kanunun 60. ve Tapu Kanunun 26. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça geçersiz olduğu ve taraflar arasında resmi şekilde düzenlenmiş bir gayrimenkül satış sözleşmesi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
5.2.1947 gün 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, inançlı işleme veya muvazaaya dayalı bir dava, ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Başka bir ifade ile davacı, satışın iadei ferağda bulunulmak kaydıyla yapıldığı konusundaki iddiasını ancak yazılı delille ispat edebilir.Davacının dayandığı 16.03.2001 tarihli sözleşmenin yazılı olduğu konusunda ihtilaf bulunmadığı gibi tarafların da kabulündedir. Sözleşmenin hukuki nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 12.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.